Bugün 23 Nisan!

Bahar geldi, iliklerimize kadar işledi. Doğa bu sene çok daha özgürce ortaya koyuyor renklerini, ya da biz penceremizden daha iyi görüyoruz, içindeyken göremediklerimizi… Tüm coşkusuyla yeni sürgünlerini, filizlerini, çiçeklerini, her türden ve renkten çocuklarını karşılıyor, kucaklıyor doğa; hiç ayırt etmeden… Hepsi birlikte büyüyecekler, birbirlerini bütünleyecekler, doğayı besleyecek ve yaşamı devam ettirecekler. Doğanın çocukları hem özgür, hem #bağlı, hem #coşkun, hem #sakin, var olmaya devam edecekler, bütünlük bilinciyle…


İnsanlar olarak bu kez elimiz mecbur, oturup izleyeceğiz bizi saran birliğin her gün gözümüzün önünde sessizce öğrettiği dersi. Bu zamana kadar yok saydığımız eşitliği, bir #ümit kavrayacak bazılarımız. Çünkü öyle özledik ki denizle, güneşle, rüzgarla, toprakla, bilhassa diğer insanlarla bir arada olabilmeyi! #Birlikte olmanın değerini öyle iyi belledik ki… Birbirimize olan bağımızın bizi nasıl hayatta tuttuğunu, #bağımsız ‘lığın aslında çok doğal sandığımız bir #nimet olduğunu ilk kez fark ettik. Ve iliklerimize kadar idrak ettik.


İşte böyle bir zamanda kutlanabilecek en anlamlı bayramı bulmak gerekseydi; bize “hem #birarada, hem #özgür olabilmenin önemini” ve “yaşamı devam ettirecek #yeni nesillerin kıymetini” anlatmak için #UlusalEgemenlikveÇocukBayramı ’mızdan daha anlamlısı icat edilemezdi. 23 Nisan’ın, Ulu Önder Atatürk tarafından #ulus olmaya, özgürlüğe ve çocuklara ithaf edilişinin 100. yıldönümü, işte böyle bir zamana denk geldi. Bu dünyada #eşit ve #birlikte olabileceğimizi hatırladığımız günlere… Tıpkı O’nun da temenni ettiği gibi…


Ne var ki bu sene çocuklarımız fiziksel olarak bir arada olamayacaklar. Hatta evde kalmaya mecbur geçirecekler bayramlarını. Özgür olmayan yaşıtlarının hislerinin yanına (şükürler olsun ki) yaklaşamasa da, kendilerini kısıtlanmış hissetmeye devam edecekler. Kaç yaşında olurlarsa olsunlar daima ait oldukları yere, doğaya #uzak kalacaklar; tadını en çok çıkarabilecekleri zamanda… Bizim #yetişkin zihnimizle bile zor dayanabildiğimiz bu sürece, onların “bütüne” çok daha yatkın olan algıları kim bilir nasıl tepkiler geliştirecek bilinç altlarında. Kim bilir şu ana kadar nasıl baş ettiler parka, okula gidememekle, içlerinden fışkıran o tükenmez enerjiye rağmen arkadaşsız kalmakla ya da evde çalışırken ister istemez takındığımız gergin ofis yüzlerimizle… Üstüne kim bilir ne tepkiler aldılar bizden. Kim bilir nasıl hatırlayacaklar bugünleri, örtük ve açık belleklerinde? Yarına kim bilir neler taşıyacaklar? Dünyayı nasıl algılayacak, ona nasıl davranacaklar?


İşte 23 Nisan 2020 Perşembe günü, bu açıdan da epey büyük bir ayrıma denk geldi. Çünkü şu anda elimizde, #ulusalegemenlik kavramından beri kimsenin çocuklara hediye etme şansı bulamadığı kadar büyük bir kavramı kendi çocuklarımıza hediye etme fırsatımız var. Hatta zamanı daha bile geniş tutabiliriz; bugün bizim elimizde belki de #tarım ve #endüstri devrimlerinden bu yana hiçbir neslin eline geçmemiş bir fırsat var! Yeni bir #dünya düzenine geçiş yapıyoruz. Eskinin adeta her cephede yıkıldığı; #toplumsal, #finansal ve #sistemsel olarak olmaz denen her şeyin bir anda olduğu, geriye dönüşün giderek daha düşük bir ihtimale dönüştüğü, dolayısıyla algımızın, değerlerimizin, hislerimizin, hayata bakışımızın kökünden değiştiği hızlandırılmış bir zaman tünelinden geçiyoruz adeta. Bu tünele nasıl girdik bilmiyoruz ama çıkışa dair ihtimaller arasında “dünyanın daha #iyi bir yer olmasını sağlama fırsatımızın” da yer aldığını fark edenlerimiz giderek çoğalıyor.


Çocuklarımıza hep hayalini kurduğumuz o iyi, #bereketli, #sağlıklı dünyayı bırakma şansımız var bizim. Evet bedelini çok ağır ödüyoruz ama içimizden “Artık yeter!” dediğimiz şeylerin hiç birinin yarına aktarılmamasını sağlama gücüne de sahip oluyoruz aynı zamanda. Sevdiklerimizi kaybediyoruz, ayrı düşüyoruz, belki parasız, çaresiz kalıyoruz ya da sabahlara kadar canımız pahasına savaşıyoruz ama hepsinin boş bir kaosla sonuçlanmasındansa, dünyayı bugünden daha iyi bir düzene taşıması bile bir nebze azaltmaz mıydı acıyı? İster miydiniz bu umudu beslemeyi? Ortak bilince biraz pozitiflik katmayı? Var olan hiçbir teknolojiyle yapamayacağınız kadar büyük bir yardımı aynı anda tüm dünyaya ulaştırmayı? Üstelik her biri bilimsel olarak desteklenen gerçekler vasıtasıyla:


· İyiliği algılayarak başlayalım: Bu zor dönemin iyi sonuçları da olduğunu fark edelim. Hiçbir şey olmadıysa, gezegenimizin havası temizlendi 2 ayda. #Harvard Üniversitesi’nin yayınladığı bir çalışmaya göre, Covid_19 vakalarında ölüm riskini arttıran metabolik hastalıkların neredeyse tamamı, hava kirliliğine uzun süre maruz kalma sebebiyle oluşan hastalıklarla aynı. [1] Yani aslında havayı kirleterek kendimizi uzun vadede mahkum ettiğimiz sonuçları hızlandırılmış olarak yaşamaktayız. Böylece elimize buna engel olma şansı geçti.


· Bütünü algılayarak devam edelim: Bu süreçten sadece insanlık olarak değil, tüm gezegen olarak geçmekteyiz. Bırakın tüm canlıları, tüm okyanuslar ve buzullarla birbirimizle doğrudan bağlantılıyız. Gene Harvard Üniversitesi’nin #ThChan Halk Sağlığı Bölümü tarafından gerçekleştirilen bir panelde bizzat bölüm dekanı Michelle A. Williams ‘ın belirttiği üzere, “İklim değişikliğinin insan faaliyetleri ile bağlantılı olduğunu biliyoruz. Hava ve su kirliliğinin insanların sağlığına tam da şu anda zarar verdiğini biliyoruz. Okyanusların kirlenmesinin sadece egzotik deniz kuşlarını değil, tüm gezegeni etkilediğini biliyoruz”[2] Dolayısıyla bir bütünüz ve bütünün insan tarafına zor gelse de, bu süreç doğa açısından büyük bir fırsat. Üstelik kendini yenilediği bahar zamanına denk geldiği için bu fırsatı çok daha iyi değerlendiriyor #doğaana.


· Hayalimize inanalım: Bu kaostan yeni cesur bir dünya yaratmak mümkün! Dünyaca ünlü teknik üniversite #MIT (Massachussetts Institute of Technology) Sloan Profesörü John Sterman ‘ın dediği gibi: “Salgından çıkarken, ekonomimizi temiz, yenilenebilir enerji ile yeniden inşa etmek ve zararlı hava kirliliğini kalıcı olarak kesmek için tarihi bir fırsatımız var. Bunu yapmak sadece #iklimdeğişikliği ‘nin zararlarını azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda #istihdam yaratacak, sağlık bakım maliyetlerini düşürecek ve #hayat kurtaracak. Cesurca hareket ederek, tüm insanların #başarılı olabileceği #müreffeh, #sağlıklı bir #ekonomi inşa edebiliriz!”[3]


Bugün #23Nisan, dünyadaki tüm çocuklara bundan daha güzel ne hediye edebiliriz ki?


#23NisanKutluOlsun

#healandmore

[1] https://projects.iq.harvard.edu/covid-pm

[2] https://www.hsph.harvard.edu/news/features/plastic-pollution-harms-oceans-health/ [3] https://executive.mit.edu/blog/is-this-a-historic-opportunity-to-rebuild-our-economy-with-clean-renewable-energy?utm_medium=social&utm_source=twitter&utm_campaign=april2020&utm_content=sus

27 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör