Alerjin Seni Seviyor

Canlılık, aksaklık üzerine kuruludur. Pek çoğumuzun rutin olarak yaptığı yürüme eylemi dahi, art arda sıralı, düşmeyi önleyen adımlar dizisidir.[1]


Ancak gelişim; kurulu düzenlerin hata yapma olasılıkları üzerine kuruludur.


Belki de biraz bu nedenle, insan bedeni gibi çok zeki sistemler dahi hedeflerini gerçekleştirirken hata yapar hatta tahribat oluşturabilirler. Bağışıklık sistemi eğer aşırı tepkisel ise, iki taraflı bir kılıç gibi davranabilir. İşini düzgün yapmak adına, az sayıda dahi olsa yabancı ajanı ortadan kaldırmak için bölgeyi yayılım ateşine tutabilir ve uyarıcı unsuru yok ederken, ilgili bölgedeki sağlıklı hücrelere de ister istemez zarar verebilir. İşte böyle tepkisel zamanlarda, vücudun sana alerji ile alarm verir.


Bağışıklık sisteminin çok katmanlı kimyasal bir tepkisi olarak gelişen alerjik reaksiyonların kökeninde, genetik / epigenetik faktörlerle birlikte, merkezi sinir sistemini doğrudan etkileyerek çevresel stresi daha yüksek seviyede algılamamıza sebep olan ve bu şeklide bağışıklık sistemine daha çok yük bindiren içsel idrakimizin de etkisi büyüktür.[2]


Psikonöroimmünoloji (bağışıklık sistemi, sinir sistemi, sindirim sistemi ve hormon sistemi ile insan psikolojisi arasındaki bağlantıları inceleyen bilim dalı), bir çok alerjik durumu, stresle artan psikosomatik rahatsızlıklar olarak değerlendirmektedir.[3] Özellikle duyarlı bireylerde yoğun kronik stres alerjiyi tetikleyebilir ya da şiddetlenmesine yol açabilir.[4]


Örneğin, idraki ve duyarlılığı yetişkinlerden çok daha güçlü olan çocuklarda, astımın aşırı duygusal anneye karşı gelişen bir tepki olduğu düşünülmektedir.[5] Benzer şekilde Atopik dermatit için, döküntü ile sonuçlanan kaşıntı ve çizik döngüsünün öncelikle “sinirler” ve duygu ile ilişkili olduğu inancı nedeniyle “nörodermatit” terimi kullanılmıştır.[6]


Klinik araştırmaların da gösterdiği üzere, psiko-sosyal (birbirini sürekli etkileyen psikolojik ve sosyal) etkiler ile alerjik reaksiyonlar arasında, sinir sistemi, bağışıklık sistemi ve endokrin sistemi vasıtasıyla işleyen çift yönlü bir ilişki vardır.[7] Ve çalışmalar; bu ilişki sayesinde alerji tedavisinde konvansiyonel tıp ve farmakolojik tedavilerinin yanı sıra, stresi azaltmaya yönelik tamamlayıcı tedavilerin de kullanılması halinde etkinin yükseleceğini göstermektedir.[8]


Duyguların düzenli bir nehir yatağında salınması, sinir sisteminin bağışıklık sistemimizle birlikte daha ahenkli bir hayat sunmasına yardımcı olacaktır. Kendimizi dinlemeyi her öteleyişimizde ihmal edişimizde bu yaşam boyunca içinde oturduğumuz mucizevi düzenek bize bu hayatı neden yaşamakta olduğumuzu, giderek artan bir şiddette hatırlatmaya devam edecektir.


Tepkisellik alerjinin doğasındadır. Sinir sistemi ve bağışıklık sisteminin de her bir katmanından sorumlu olan içsel zekamız; bedenimiz ve otonom sinir sistemi aracılığıyla bizi doğru olana yönlendirmeye çalışır. Bizi tepkilerimizle oradan oraya savrulan yüzeysellikte kalmaktan alıp, esaslarımızı farkındalıkla tanımlayan, gücümüzü daha berrak, dingin ve şefkatle deneyimleyebileceğimiz merkezimize; kalbimizin her atımında ve aldığımız her nefeste işaret ettiği yere çağırır. Bu semptomların yaptığı şey, içsel zekamızın çağrısına kulak verip özümüze yönlenmek için adım atma cesaretine destek olmaktır.


Çok sevdiğin, değer verdiğin birinin çok zarar görebileceği bir yere gittiğini düşün, ne yapardın? Muhtemelen O’nu oradan bir an evvel çıkması için çağırırdın. Ya gelmese ve orada kalmaya devam etse; bir şekilde orada bir konfor alanı yaratıp orada kalmanın yollarını bulsa ne yapardın? Gerçekten kendisine zararlı olma potansiyelini barındıran o yerden çıkması için; konfor alanının yavaş yavaş (bazen de hızla) bozduğunda oradan zamanla çıktığını görürdün.


Alerjik reaksiyonların bize yaptığı şey bir anlamda budur. Bizim kendimize, gerçek merkezimize dönmemiz için bizi sürekli rahatsız edip dürterek, o kutudan, alınganlık ve tepkisellikle dolu illüzyonumuzdan çıkmaya davettir.


Cesaretlenmen için vücudunun daha ne kadar tepki geliştirmesi ve senin bunu daha ne kadar yaşaman gerekli? İçsel zekanın seninle daha şefkatli ve berrak konuşabilmesini ister miydin?

[1] https://royalsocietypublishing.org/doi/10.1098/rsbl.2014.0405 [2] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3264048/ [3] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3264048/ [4] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3264048/ [5] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3264048/ [6] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3264048/ [7] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3264048/ [8] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3264048/

175 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör