Hayatın Tadı & Şeker Hastalığı

Çocukken hayat nasıldı? Tüm ailen yanında mıydı? Sevdiklerin hep seninle mi kaldı? Evin, barkın güvende, huzurun yerinde miydi? Temel ihtiyaçların giderildi mi? Ait hissettiğin topraklarda kök salabildin mi? Kısaca, çocukluğun tatlı anılarla mı geçti?


Yoksa çatışmaların ortasında mıydın? Ailevi anlaşmazlıkların, savaş gören toprakların, yitip giden arkadaşların, eşyaların, hayatların… Elden giden ne olursa olsun, hep aynı şoku yaşatan ani kayıpların… Belki sevdiğin bir yerden, belki “benim” dediklerinden, belki de en sevdiklerinden ayırıldın… Hayata en zorundan başladın. Zamanla toparladın, büyüdün, güçlendin, öğrendin. Kavgaların sonsuz olmadığını, senin suçunun bulunmadığını, hep hazırlandığın o harekete artık geçebileceğini, hayatın tadının farklı olabileceğini; ne olmuş olursa olsun senin sevmeyi, sevilmeyi, neşeyi ve keyfi hak ettiğini… Peki başarabildin mi hayattan tat alabilmeyi?


Ya da belki çocukken her şey ne de güzeldi. Hayatın rahat, keyfin yerindeydi. Herkes kadar aldın yaşanacaklardan payını. Öyle böyle geçti bir şekilde geçti zaman, yaşın artık 40’a vardı. Belki bedenin hantallaştı, belki taşıdıkların seni ağırlaştırdı. Karşına giderek daha çok iş, güç, sorumluluk çıktı. Annen, baban yaşlandı, çocukların ayaklandı, patronun huysuzlandı… Masraflar, çözülmesi gereken sorunlar katlandı, belki eşin bile bunlara katlanamadı. Sen her şeye yetmeye çalışırken, bir baktın işler tümden kontrolünden çıktı. Baş etmek zorlaştı; yaşamak, hayatta kalmaktan farksızlaştı. Senin o çok severek yaşadığın hayatın giderek tadı kaçtı. Yükler önce duygularına, oradan zihnine, sonra elbette bedenine yapıştı. Keyfin kaçtı neşen söndü, ağzının tadı kalmadı…


Dünya üzerindeki her 11 insandan biri, muhtemelen bu yazdıklarımı yaşadı, çünkü bu insanlar şeker hastalığı (diyabet) teşhisi aldı.[1] Nasıl mı?


İster özellikle çocuklar arasında giderek artan[2] Tip 1 diyabetten, ister dünya üzerinde 400 milyondan fazla insanı etkileyen[3] Tip 2 diyabetten bahsediyor olalım; bu rahatsızlığa tam olarak neyin sebep olduğu[4]’[5] ve hatta kesin olarak nasıl tedavi edileceği henüz bulunamadı.[6] Tip 1’de vücudun bağışıklık sisteminin pankreasa saldırarak insülin üreten Beta hücrelerini yıkıma uğrattığı[7], Tip 2’de ise aşırı kilo ve hareketsiz yaşam tarzının etkin olduğu[8] bilinen bir gerçek. Peki ya bağışıklık sisteminin pankreasa saldırmasının, ve/ya fazla kiloların geçmişte olmadığı kadar çok şeker hastası yaratmasının arkasındaki kök sebepler ne olabilir? Sadece yetişkinlerde görülmeyi çoktan geçip, 18 yaşın altındaki çocukları bile etkileyen[9] Tip 2 diyabetin tüm yaş gruplarında atağa geçmesinin altında ne gibi sebepler olabilir? Bütüncül bakış açısıyla bunlar nasıl açıklanabilir?


İnsan vücudu; duygulardan etkilenen düşüncelerinin yarattığı sonuçları dışa vuran bir araç gibidir. Senin ve diğer şeker hastalarının yaşadığı durum da hayattan tat alamadıkça gelişen bir durumun gözle görülür sonucu olabilir. Ne de olsa Tip 2 diyabetin sebepleri arasında süregelen duygusal stresin varlığı ta 17. YY’dan beri bilinmektedir.[10] Öyle ki, bazı uzun dönemli periyodik araştırmalar, çocuklukta görmezden gelinmenin, yaşanan travmaların, hayat şartlarının ve iş stresinin etkilerine bile işaret etmektedir.[11]’[12]


Çünkü savaşlar, ekonomik krizler, göçler, parçalanan aileler, terk edilen ülkeler, 10 kaplan gücü isteyen ama o kaplanlardan birine bile hak ettiği değeri vermeyen stresli işler… Erkeklere nicel, kadınlara ise nitel olarak daha yoğun etki eder: Erkeklerin diyabete yakalanma riski daha yüksek olmakla birlikte, iş stresi, hayat yükü ve düşük duygusal destek sebebiyle yarattığı kalp krizi, böbrek yetmezliği, körlük ve/ya depresyon gibi riskler, kadınları 2 kat fazla etkiler.[13]’[14]’[15] Ebeveynlerin taşıdığı yükler çocuğa kat be kat biner (belki de bu nedenle çocuklardaki diyabet oranı daha hızlı artış göstermektedir.)


Kadınlar, erkekler ve çocuklar hayattan tat alamadıkça, metabolizma da kandaki şekerin hücrelere iletilmesini engeller. Metabolizman adeta senin tarafından yaşanmayan bir hayata enerji sağlamayı reddeder. Hayatın keyfi kaçtıkça, insanın enerjisi düşer. Mutluluk, yenilebilen bir şey sanılır, yedikçe kilo alınır. Kilolar diyabeti tetikler, çoğu vakada eşlikçi olan depresyon[16] duygularını örter ve adeta hayattaki tatsızlığın, hayattan alınabilecek tatları kısıtladığı bir kısır döngü yaşanır.


Peki bu döngünün bir çıkışı var mıdır? Hayatın tadı nasıl geri alınır? İster kadın ol, ister erkek ve hatta çocuk bile olsan… Bunun kesinlikle bir çıkışı vardır. Sen ki her şeyi fark edebilen, hayattaki her zorluğun içinden geçen ve tam da bu sebeple o zorlukların yarattığı döngüyü en içten yıkabilecek olansın! Elbette ki çıkışı bulabilirsin.


Her şeyden önce, fark etmek iyileştirir, bilirsin. Çocukluğunda yaşadığın kayıpların; karşı koymak için içten içe güç biriktirip, küçük olduğun için harekete geçemediğin herkesin ve her şeyin; senden esirgenen tatların, duyguların; yaşadığın karmaşanın, korkunun, kızgınlığın[17] farkına vararak başlayabilirsin. Yetişkin halinle taşıdığın fazladan sorumlulukların, hayatın tadına varmana engel olan zihinsel ve duygusal katılıkların, içine işlemiş (belki haklı, belki haksız) endişe ve korkuların farkına vararak[18] devam edebilirsin. Hatta onlarla vedalaşabilir, tüm hücrelerinle hayatı ve onu yaşamak için ihtiyacın olan enerjiyi içine çekebilirsin! Hayatını doya doya, içine sinerek yaşamak ister misin?






Önemli Not: Öncelikle durumunu fark etmelisin. Çoğu şeker hastası hastalığının farkında değildir ve olmak da istemez.[19] Süregelen ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, açıklanamaz iştah ya da kilo kaybı, yorgunluk, görmede bulanıklık, iyileşmede gecikme ve/ya tekrar eden enfeksiyon gibi sorunların varsa mutlaka uzman bir doktora başvurmalı ve gerekli kan testlerini yaptırmalısın. Teşhis konulursa hastalığını kabul ederek büyük bir adım atabilirsin. Sonrasında tedavin boyunca kendi kendine destek vermek istersen, bize dilediğin an ulaşabilirsin!

[1] https://www.diabetes.co.uk/diabetes-prevalence.html [2] https://academic.oup.com/jpepsy/article/28/7/485/918674 [3] https://www.diabetes.co.uk/diabetes-prevalence.html [4] https://www.cdc.gov/diabetes/basics/type1.html [5]https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/20193636/#:~:text=Results%20of%20longitudinal%20studies%20suggest,life%20events%2C%20and%20work%20stress [6] https://www.diabetes.org.uk/diabetes-the-basics/is-there-a-cure [7] https://www.cdc.gov/diabetes/basics/type1.html [8] https://www.nhs.uk/conditions/type-2-diabetes/ [9] https://care.diabetesjournals.org/content/39/9/1635 [10]https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/20193636/#:~:text=Results%20of%20longitudinal%20studies%20suggest,life%20events%2C%20and%20work%20stress [11]https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/20193636/#:~:text=Results%20of%20longitudinal%20studies%20suggest,life%20events%2C%20and%20work%20stress [12] Emotional Factors in the Patient with Diabetes Mellitus, Mirsky, I Arthur.Bulletin of the Menninger Clinic; Topeka, Kan. Vol. 12, Iss. 6, (Nov 1, 1948): 187: https://search.proquest.com/openview/670dc207f0002c42d4e2c5956d3842c3/1?pq-origsite=gscholar&cbl=1818298 [13] https://www.cdc.gov/diabetes/library/features/diabetes-and-women.html#:~:text=Diabetes%20increases%20the%20risk%20of,%2C%20kidney%20disease%2C%20and%20depression [14] https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17034894/ [15] https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/17034894/ [16] https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15903058/ [17] https://www.thehealthsite.com/diseases-conditions/world-diabetes-day-a-meta-healing-take-on-the-cause-of-diabetes-241541/ [18] https://www.thehealthsite.com/diseases-conditions/world-diabetes-day-a-meta-healing-take-on-the-cause-of-diabetes-241541/ [19] https://www.diabetes.co.uk/diabetes-prevalence.html

126 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör