Kelebeğin yokluğu: Haşimato

Bir rüya gördüğünü farz et: Rüyanda zaman akıp gidiyor ve sen yetişemiyorsun. İçten içe bir şeyleri kaçırdığını hissediyorsun ama ne olduğunu bir türlü bulamıyorsun. Sanki her şey dağılıp gidiyor ve sen toplayamıyorsun. Her an tetikte, her an savunmada, acele ve telaştasın ama rüya bu ya, tüm gücünle savaşsan da hiçbir şeyi değiştiremiyorsun. Sanki çok öncelerde, çok içerilerde bir şeyler yanlış gitmiş, sanki hiç fark etmediğin bir kelebek etkisi seni bu hale getirmiş gibi, her şeyi sürükleyip götüren esas sebebi asla tespit edemiyorsun. Derken… Bırak geri kazanmayı, en başta neyi kaçırdığını bile anlayamadan, kelebek uçup gidiyor ve rüya bitiveriyor…


Tanıdık geldi mi bu his? Kaçırdıkların, savunamadıkların, peşinden koşup yakalayamadıkların, zamanında elinde tutamadıkların, belki bir türlü doyamadıkların, hiç unutamadıkların… Ve hepsine karşı hissettiğin “yetememe / yetişememe” hissi… Zihninde çınlayan öz-eleştiriler: “Daha iyi olmalıydım! Daha çok çalışmalıydım! Daha önce anlamalıydım! Ben bunu nasıl yapamadım?!?” Kendini yiyip bitirmeler, özüne saldırmaktan adeta fiziken yorgun düşmeler, bedeninde tepkiler… Sorunun sebebi ne olursa olsun faturayı kendine kesmeni söylemeye bile gerek yok tabii… En iyi çare olarak geliştirdiğin fikirlerde bile kendini aşan, geri plana iten, iyice görmezden gelen beklentiler: “daha çok çalışacağım, daha dikkatli olacağım, bir daha asla kanmayacağım…”


Eğer tüm bu düşünceler / duygular hayatının büyük bir parçası ise ve hele de sen bir kadınsan, sana modern zamanların en güçlü ve en hassas kelebeğinden bahsetmek istiyorum:

  • Fiziksel olarak vücudundaki her hücreye etki eden, metabolizmanı dengeleyen, anne olmana yardım eden;

  • Duygusal olarak özgür ifadeni güçlendiren, sen kendine şefkat gösterdikçe iyileşen, iyileştiren;

  • Zihninde kendini yetersizlikle yargıladığında (hele de bunu inatla sürdürdüğünde) seni terk edip gidebilen, kendinden beklentin altında ezilen ve bir kanat çırpışıyla seni baştan sona etkileyebilen tiroidinden…

Tıpkı rüyadaki kelebek gibi, kolay fark edilmeyen ama etkisi neredeyse her şeyde gözlemlenebilen, hassas dengesi çok katmanlı bir ilgi isteyen tepkisel hormon bezinin neler yapabileceğini muhtemelen biliyorsundur. Peki nelerden etkilenebildiğini, hassas dengesinin duyguların ve düşüncelerinden nasıl etkilendiğini biliyor musun?


Tüm hormon bezlerin gibi, tiroidin de; duygu ve düşüncelerinin kimyasal sonuçlarını vücuduna yansıtarak seni beden – bilinç – duygu boyutunda bütünleyen ve tıp tarafından her geçen gün bir adım daha keşfedilen, dengesi dünyalara bedel bezlerinden biridir. Dengesizlik hali kendini saçlarında, cildinde, kaslarında, yumurtalıklarında… aslında dedim ya, her hücrende gösterir.[1] Yorgunluktan, fazla kilolara, saç dökülmesinden menapoza, regl döngüsünden zihin bulanıklığına, depresyondan cilt kuruluğuna, uykusuzluktan bağırsak düzenine kadar öyle geniş bir yelpazede etkisi olur ki, bazen esas etkinin tiroide ait olduğu akla gelmeyebilir bile…[2] Adı üstünde kelebek etkilidir işte!


İşin can sıkıcı kısmı, dengesi bir kez bozuldu mu, yerine koymak tıpkı bir kelebeğin kanatlarını tamir etmek gibidir… Modern tıbba göre, hipotiroidi ilaçla tedavi etmek, öyle hassas bir denge gerektirir ki, yeterince düşük olmayan bir seviye için ilaç kullanımı, olumlu etki yaratmayabileceği gibi, kalp ritmi bozukluğundan, kemik yoğunluğunda düşüşe kadar ciddi yan etkilere de sebep olabilir.[3] İşte hassas kelebeğimiz böylesine etkilidir. Bu nedenle modern tıp bazen ilaçla tedaviden önce yaşam kaliteni, uyku düzenini, stres seviyeni dengeleyecek destekler ile kendini tedavi etmeni önerir.[4]


Elbette bu hassas kelebeğin dengesi üzerinde yediklerin, içtiklerin, yaşam şeklinden çok duyguların düşüncelerin ve genetik mirasın da etkilidir. Ama bu, sandığından biraz farklı olabilir. Nasıl mı?


Ailenden miras kalan şey tiroid bozukluğu değil de kendini yetersiz hissetme halin olabilir mesela.[5] Sürekli eleştirilmiş, yetersizlik hissiyle büyümüş ya da yetersiz hisseden bir ebeveyni modellemiş olabilirsin örneğin... Hata yapmaktan korkman, kendinle ilgili olumsuz düşünmen, kendine bir türlü nazik olamaman, benliğini olduğu haliyle kabullenememen içine böyle böyle işlemiş olabilir.[6] Savunma olarak gelişen eleştirel bakış açın, yaşamın boyunca herkesi ve elbette en çok da seni vurmaya o kadar alışır ki, kendi kendini sabote etmen fiziksel bir hal alabilir. Bağışıklık sisteminin tiroide saldırısı (Haşimoto / Haşimato)[7], bir çok faktörün yanı sıra, bu “halinin” bir sonucu olabilir.[8]


Ya da çok önceleri, belki çocukluğunda yaşadığın duygusal bir travma; bir insanı, evini, hayatındaki çok önemli herhangi bir unsuru kaybetmek, suiistimal edilmiş olmak, korkuyla büyümek de senin tiroid sorununun ailenden miras aldığın “kanıtlanamaz” bölümünü oluşturabilir.[9] Nasıl mı?


Tiroid fonksiyonlarının stres ile doğrudan ilişkili olduğu artık bilinen bir gerçek.[10] Buna ek olarak, stresin uzun yıllar sürmesi ve bir çocuğun tek sığınağı olan ailesinden kaynaklanıyor olması, beyin yapısını değiştirebilir: “Beynin panik butonu olan amigdala, insanı tehlikelere karşı korumakla görevlidir. Çok güçlü bir asker olan amigdalayı, çok zeki bir komutan olan ön beyin yönetir. Tehlike anında amigdalayı harekete geçirir ve tehlike geçtiğinde görevi sona erdirir. Ancak çocuklarda ön beyin henüz gelişimini tamamlamamış olduğundan, duygusal travma yaratacak kadar yoğun bir stres karşısında son sürat harekete geçen amigdala, zamanla tehdit unsuru pasifize edilse bile dur komutu alamaz. Ve vücuda sürekli olarak kortizol (stres hormonu) salgılatmaya devam eder. Vücuda yayılan stres hormonları, sonunda elbette beyine de ulaşır ve tüm vücutta olduğu gibi (uyku düzeni ve kısa dönem hafızadan sorumlu olan) hipokampüsteki hücreleri de olumsuz etkiler. Böyle böyle beyindeki korku butonu fiziksel olarak büyür ve hafıza bölümü küçülür. Haşimoto, bu yapısal değişimin sonucunda vücutta oluşan dengesizliklerden yalnızca biridir.”[11] Ve beyin kimyası bu şekilde alt üst olduğunda, hipofiz bezinden emir alan tiroid bezini tek başına tedavi etmeye çalışmak, sonuç vermeyebilir.


Kısaca, boynundaki zarif kelebeğin çok katmanlı dengesine aynı kendisi gibi nazik ve çok yönlü, özenli bir bakım gerekir. Haşimoto mutlaka ve düzenli olarak doktor kontrolünde olmanı gerektiren bir rahatsızlıktır. Ancak tıbbi tedavini duygusal ve zihinsel boyutta desteklemen; sorunun köküne inmeni ve kelebeğine ihtiyaç duyduğu çok katmanlı bakımı vermeni sağlayabilir.


Hayatındaki zarif ama güçlü dengeye, bir de bu şekilde yaklaşmak istersen, bize ulaşabilirsin!





[1] https://www.health.harvard.edu/thyroid-diseases/could-those-common-symptoms-be-thyroid-trouble [2] https://www.health.harvard.edu/thyroid-diseases/could-those-common-symptoms-be-thyroid-trouble [3] https://www.health.harvard.edu/blog/for-borderline-underactive-thyroid-drug-therapy-isnt-always-necessary-201310096740 [4] https://www.health.harvard.edu/blog/need-to-check-your-thyroid-maybe-not-2019072217388 [5] https://www.stephaniasciamano.com/spiritual-cause-thyroid-disease/ [6] https://thyroidpharmacist.com/articles/hashimotos-and-our-emotions/ [7] https://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/hashimotos-disease/symptoms-causes/syc-20351855 [8] https://www.stephaniasciamano.com/spiritual-cause-thyroid-disease/ [9] https://hbmag.com/hashimotos-hypothyroidism-emotionally-traumatic-stress-cause-part-1/ (by Martin Rutherford, D.C., C.M.F.P., Randall Gates, D.C., D.A.C.N.B) [10] https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0160412019349785 [11] https://hbmag.com/hashimotos-hypothyroidism-dissecting-controlling-chronic-fightflight-ptsd-part-2/ (by Martin Rutherford, D.C., C.M.F.P., Randall Gates, D.C., D.A.C.N.B)

607 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör