Primum Non Nocere

Primum Non Nocere: “Öncelikle, zarar verme!”[1] Her #tıp öğrencisine öğretilen ve ömürleri boyunca gözetmeleri gereken temel ilkelerden biri olarak tanımlanıyor bu uyarı. Tıp ilmini öğrenmiş her bireyin, #yarar sağlama kapasitesi kadar #zarar verebilme ihtimalinin de bulunduğunu ve her adımında fayda/zarar analizini yaparak ilerlemesi gerektiğini savunuyor.[2]


İçinde bulunduğumuz günlerde bu ilkenin sadece #tıpdoktorları için değil, her birimiz için çok önemli bir bakış açısı haline geldiğini düşünüyorum. Çoğumuz, günlük hayatımızı birçok majör açıdan sekteye uğratan, birçok “belirsiz ve önlenemez” soruna yol açan, bizi ihtimaller ve endişeler içinde bırakan bu denli büyük bir yaşamsal tehditle, hayatımızda ilk kez karşı karşıya geldik. Evet, bize can korkusunu yaşatan deprem endişesi hayatımızda uzun süredir vardı ancak deprem riski sebebiyle hiçbir zaman ülke çapında okullar tatil edilmedi, belediyeler günlük yaşamımızda sürekli karşılaştığımız somut tedbirler almadı ya da maçlar seyircisiz oynanmadı… Peki ülkemizde binlerce can alan deprem riskinin bile bize senelerdir hissettiremediği bu toplu paniği, neden şu ana kadar sınırlarımız içinde -çok şükür ki- hiçbir can almamış olan bir #salgın karşısında en derinimize kadar hissediyoruz?


Acaba sinir sistemimizin uzun süredir mesajlar, söylentiler, ağızdan ağıza yayılan duyumlar yoluyla maruz kaldığı gergin bekleyiş, sonunda(!) kendini hayata geçirecek somut bir kaynak bulduğu için olabilir mi? Tıpkı virüsün kendisi gibi! Belki de #bağışıklıksistemi güçlü olan bir vücudun #virüs ‘e direnebileceği gibi, #sinirsistemi güçlü olan bünyeler de bu paniğe direnebilirdi… Meğerki haftalar boyunca bu “bilgi verme amaçlı” yayılan gerginliğe maruz kalmış olmasalardı.


Psikologların ve #salgın #hastalık ‘larla mücadelede uzman doktorların, #Covid_19 hakkında uyardığı en büyük tehlikelerden birini (daha) yaşamaktayız: toplumsal #panik. “Halka zarar veren bir olguya karşı gelişen toplu korkunun, halkın kendisine bu olgudan daha fazla zarar verme hali”[3] olarak tanımlanan bu durum, eldeki fizyolojik salgına ek olarak ortaya bir de psikolojik salgın çıkardığı için, bütüne verilen zararı çok daha arttırıyor.[4]


Bu öyle kritik önemde bir konu ki, hakkında uluslararası bir rehber yayınlanmış durumda. Salgın hastalıklarla mücadele ve halk sağlığını koruma konusunda dünyanın önde gelen bağımsız bilimsel düşünce kuruluşlarından (think tank) biri olan ve 1989’dan bu yana Dünya Sağlık Örgütü, Birleşmiş Milletler gibi kurumlar için araştırma ve danışmanlık yapan John Hopkins Halk Sağlığı Merkezi, salgınlar sırasında bilgi ve kontrol ihtiyacı sebebiyle toplumsal panik oluşabileceğine dikkat çekiyor ve 2019’da yayınladığı “Ciddi Bulaşıcı Hastalık Salgınlarında Halk Sağlığını Korumaya Yönelik Etik Rehberi”nde salgın sırasında dikkat edilmesi gereken ana konulardan biri olarak iletişime işaret ediyor: “(Salgın sırasında) İyiliği teşvik etmek ve zarar vermekten kaçınmak ilkesi; bireylerin ve toplulukların kendilerini nasıl koruyabileceğine dair yalnızca somut ve bilimsel bilgileri yaymayı / yayınlamayı gerektirir.”[5]


Toplumsal panik salgının belirgin #semptom ‘ları; temel tüketim maddelerinin stoklanması/tükenmesi, #maske, #dezenfektan gibi ihtiyaçların karaborsaya düşmesi olarak bildiriliyor.[6]Krizler tüketimi tetiklediğinden, insanlar kendilerini bu şekilde güvende, durumu da kontrol altında hissederek #psikolojik açıdan rahatlıyorlar -ne yazık ki bu gibi dürtüsel rahatlamalar, insanların korunmada daha yüksek önem taşıyan #elyıkama ya da kalabalıktan uzak durma gibi tedbirleri atlamasına sebep olabiliyor![7]


Bu nedenle, en az kendi sağlığımızdan olduğu kadar toplumsal sağlıktan da sorumlu olduğumuz şu günlerde, hepimiz birbirimizin #koruyucu hekimi olalım; hem virüsün, hem de paniğin yayılmasını önlemek için “#PrimumNonNocere” ilkesini benimseyelim. Öncelikle zarar vermemek adına, kişisel temizliğimiz kadar toplumsal korunmaya da önem verelim, #izolasyon gereklerine uyalım ve lütfen paniği yayacak bilgi kirliliğinin önünü (kaynağı belli olamayan ve/ya bilimsel olmayan mesajları yaymayarak) keselim! Kendimizin de çevremizdekilerin de bedensel, zihinsel ve duygusal sağlıklarını bu şekilde koruyalım. Sonuçta bu gibi toplumsal krizler, bize her birimizin aslında nasıl bir Bütün’ün parçaları olduğumuzu ve yalnızca o Bütün’ü koruyarak hayatta kalabileceğimizi somut şekilde hatırlatıyor.


Bu vesile ile, hem içimizdeki koruyucu doktorların, hem de bu süreçte en büyük fedakarlıkları yapan tıp doktorları ve sağlık profesyonellerinin Tıp Bayramları kutlu olsun!


Eğer stres seviyenizin hayatınızı çok etkilediğini düşünüyorsanız, Stres blogumuza 'buradan' göz atabilir, ayrıca online ve/ya Bireysel seanslar için bizimle 'buradan' iletişime geçebilirsiniz.


#tıpbayramı

#sağlık

#tedavi

#aşı

#ilaç

#karantina

#toplumsalpanik

#sinirsistemi

#bağışıklık

#bağışıklıksistemi

#sorumluluk

#tedbir

#önlem

[1]BMJ 2013;347:f6426 / https://www.bmj.com/bmj/section-pdf/749607?path=/bmj/347/7932/Observations.full.pdf [2] https://www.health.harvard.edu/blog/first-do-no-harm-201510138421 [3] https://www.psychologytoday.com/us/blog/wicked-deeds/201507/moral-panic-who-benefits-public-fear [4] https://www.theguardian.com/science/2020/mar/06/dont-let-coronavirus-tip-society-into-panic-say-psychologists [5] https://bioethics.jhu.edu/wp-content/uploads/2019/03/Ethics20Guidance20for20Public20Health20Containment20Lessons20from20Ebola_April2019.pdf [6] https://www.businessinsider.com/coronavirus-medic-warns-mass-panic-could-prove-worse-than-disease-2020-3 [7] https://www.theguardian.com/science/2020/mar/06/dont-let-coronavirus-tip-society-into-panic-say-psychologists

14 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör