top of page

Döngünün Dört Atlısı

Güncelleme tarihi: 20 Şub 2022

Biliyorum yorgunsun. Sadece günlük akış bile kendi başına yorucu. Oturmak, bilgisayara bakmak, yemek yapmak, evi toplamak, toplantıya katılmak, araba kullanmak, bazen telefonla konuşmak bile yorucu... Aynı şeyleri yapıp durmak, sanki bedeninde yer etmiş, aynı yerlerin ağrıyı duruyor, hiç geçmiyor. Telefonu kıstırdığın boynun, arabada tutulan belin, toplantıda kasıla sırtın, evi çekip çeviren başın, kolların, bacakların...


Bir de bıkkınsın. Öyle sıkılmış gibi bıkkın değil, içindeki enerji bitmiş tükenmiş gibi bıkkınsın. Halin de yok, isteğin de... Bedenin de yorgun, beynin de...

Bu halde giriyorsun yatağa. Adeta saklıyorsun kendini yorganın altına. Hayat ve tüm sorumluluklar dışarıda kalsın şu 6-7 saat kimse sana dokunmasın istiyorsun. Her hücrenle uykuya ihtiyacın var. Vücudun kimyasal olarak yenilenmek zorunda. Ama...


Uyuyamıyorsun. Bu gece de uyuyamıyorsun. Yorgun bedenin, bitap zihnin uyku diye yalvarıyor, bu Allah’ın cezası uyku neden gelmiyor?! Daha ne olması gerekiyor? Uyumak için bekliyorsun. Beklerken telefona dahi bakmıyorsun, uyku kaçırır çünkü, biliyorsun. Dakikalar saatlere bağlanırken, yavaş yavaş panik başlıyor beyninde.


O tanıdık endişeler sanki tüm gün aklının bir köşesinde döndükleri yetmezmiş gibi, şimdi tümüyle ele geçiriyorlar zihnini! Geçim derdi, hastalık korkusu, sıkışmışlığın yarattığı panik, sevdiklerinin başına gelenlerin/gelebileceklerin derin kaygısı, iş stresi, yetişme, koruma, kaybetmeme telaşı... Sanki bir anda, saklanmaya çalıştığın o yorganın altında, hayatının tüm kaygılarıyla yüzleşiyorsun.


Bir öfke yükseliyor içinden. Her gece aynı terane! Nefes almayı deniyorsun. Rahatlamaya çalıştıkça adeta daha çok geriliyorsun! Neyim var benim diye yatakta fır dönüyorsun. Sonunda bir yerde kopuyor teller. Küfrü basıyorsun! Önce uykuya, sonra yastığa yorgana, hayata, kendine...

Bir hışımla kalkıyorsun. Doğru mutfağa. Elinde telefon. Açıyorsun dolabı... En hamur işi, en şekerli ne varsa hırsla koyuyorsun tabağa.


Ya da belki açıyorsun camı, yakıyorsun bir sigara. Dumanı sanki düşüncelerini de alıp uçuruyor boşluğa... Her nefeste sanki içindekileri de üflüyorsun dışarıya. Geçmiyorlar, biliyorsun. ama sorun da bu ya zaten, geçmeyeceklerini biliyorsan bari biraz rahat bıraksınlar istiyorsun. Nikotin, beyninde Dopamin'in yerin alırken, sen "bir tek böyle gevşiyorum" diye düşünüyorsun...


Karşında öfken, uykusuzluğun, kaygıların, yorgunluğun yan yana oturmuş izliyorlar seni. Duygularını yiyerek / içerek / içine çekerek bastırmaya çalışmanı; kendini "teskin edici gıdalar" diye bilinen şeker ve karbonhidrata ya da çakma mutluluk hormonu Nikotin'e boğmanı, böylece daha da derinlere, tam kucaklarına yuvarlanmanı izliyorlar.


Hanginiz başlattı bu döngüyü diye soruyorsun onlara. Hep birlikte gülüyorlar.


Sen, çiğneme ve yutma kaslarının, bebekken olduğu gibi, seni sakinleştirip yatıştırmasını / sigaradaki kimyasalların beyin kimyanı kötü de olsa tamamlamasını / "bağımlı kaçınmanın" beynindeki stresi baskılayıp seni "rahatlamışsın gibi kandırmasını" bekliyorsun.

Çünkü bu kimyasallar o tütüne bu sebeple katılmış ve o kaslar, doğrudan beyninin stresle başa çıkmaktan sorumlu bölgelerini ve stres hormonunu dengeleyen hormon bezlerinin etkileyecek şekilde yaratılmış.[1] Bu yüzden korkudan, baskıdan, kaygıdan kaçmak için en kolay çare, onları çalıştırmak. Üstelik hem (nikotin başta olmak üzere) içine çektiğin kimyasallar, hem de yediğin yağ, şeker, karbonhidrat karışımı gıdalar da, kimyasal olarak vücudunun stresi algılama şekliyle oynuyor, bir şekilde daha az stresli hissetmene yardımcı oluyor.[2]


Peki aslında içeride neler oluyor?


Bedensel yorgunluğun, kimyasal olarak beynin daha kolay kaygıya kapılmasına sebep olduğu, kaygı hissinin stres seviyesini arttırdığı, stresin uyku hormonunu baskıladığı[3], nikotinin zamanla beyindeki motivasyon/odaklanma hormonunun yerini aldığı, çiğneme güdüsünün ise sakinleşmek için en basit yöntem olduğu; bu nedenle anksiyete-depresyon-uykusuzluk-kilo sorunlarının birbirini doğuran bir dörtlü olduğu bilim dünyası tarafından ortaya konmuş durumda.[4]’[5]’[6] Ortaya konulan bir başka gerçek ise; bu dörtlünün, günlük hayattaki stres seviyesinin arttığı şu son dönemlerde, dünya üzerinde daha çok kişiyi etkiler hale gelmiş olduğu...[7]’[8]’[9] Herhangi biri diğerini tetikleyebiliyor ve her biri diğerinin iyileşmesini zorlaştırıyor.


Çünkü bu döngü, insan vücudundaki hormon dengesinden tabiri caizse "faydalanıyor", metabolizmanın düzenini adeta "suiistimal ediyor". Nasıl mı?

Metabolizmanın, anksiyete, depresyon gibi rahatsızlıklar da dahil olmak üzere var olan tüm düşmanları ile savaşan ve onu koruyan en güçlü kalkanı, bağışıklık sistemidir. Vücut, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve vücuttaki sorunları (enflamasyonları) tamir etmek için bazı hormonlar (glukokortikoidler) salgılar.[10] Bu hormonlar, en çok/hızlı vücuttaki yağ hücrelerine bağlanır.[11]


Stres hormonu diye bilinen ve vücudun stresle baş etmesine yardımcı olan kortizol de bu bahsettiğimiz hormonlar arasındadır. Öte yandan, teskin edici ya da rahatlatıcı gıdalar olarak bilinen 3lü; yani basit karbonhidratlar (hamur işi, patates, pirinç..vb), kötü yağlar (kızartma yağları, margarin...vb) ve şeker (sofra şekeri başta olmak üzere aslında her türlü şeker) ise, vücudunda yağ olarak depolanır.[12] Vücudun favori yağ deposu, karın bölgesindeki hücrelerdir. Ve ne yazık ki, karın bölgesindeki yoğun yağ hücrelerinin, stres hormonunu tutacak “kolları” vücudundaki diğer tüm hücrelerden daha fazladır.[13]


Sonuç olarak yağları seven stres hormonu ile stres hormonunu kucaklamak için yaratılmış yağ hücreleri birbirine sıkı sıkıya tutunur. Tutundukça sen giderek daha az stresli hissedersin. Oysaki asıl olmakta olan, vücudun hem stres ile başa çıkmak, hem de kendini korumak, iyileştirmek için kurduğu sistemi, biriktirdiğin yağ hücreleri ile köreltiyor / baskılıyor / bozuyor olduğundur… Sen stresini azalttığını sanırken, aslında mutlu ve sağlıklı olman için işleyen en önemli sisteme çomak sokuyorsundur. [14]


Benzer şekilde, sigara yoluyla vücuda giren nikotin, beyinde normalde bulunan reseptör denilen yapıları harekete geçirir. Bu reseptörler aktive edildiğinde, kişinin kendini iyi hissetmesini sağlayan Dopamin adı verilen bir beyin kimyasalı salgılarlar. Dopamine verilen bu zevk tepkisi, nikotin bağımlılığı sürecinin büyük bir parçasıdır.[15]

Zamanla, sigara içmeye devam ettikçe beyindeki nikotin reseptörlerinin sayısı artar. Bağımlı sigara içenlerde bu reseptörlerden sigara içmeyenlere göre milyarlarca daha fazla bulunur. Ancak tüm sigara içenlerin bu kadar yüksek düzeyde reseptörü yoktur. Bu nedenle bazı düzenli sigara içenler çok zorlanmadan sigarayı bırakabilirler.[15]


Sigarayı bırakmaya çalıştığında beynindeki reseptörler nikotin almaz, bu nedenle zevk tepkisi kesilir. Ayrıca, düşük nikotin seviyeleri, güçlü bir sigara isteği, kaygı, sinirlilik, huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, depresif ruh hali, hayal kırıklığı, öfke, artan açlık ve uyku güçlüğü gibi nikotin yoksunluğu semptomlarına yol açar. Bu rahatsız edici semptomları hafifletmenin en hızlı yolu, Dopamin salgılayan ve zevk tepkisini harekete geçiren bir sigara içmektir.[15]


Mutluluğunu ve sağlığını kısarak, depresyon ve Anksiyeteye davetiye çıkarıyor, stres seviyeni yükselterek uyku için gereken hormonları baskılıyor, kendi kısırdöngünü besliyorsundur. Dahası, karın bölgendeki yağ hücrelerini besleyerek uzun vadede dolaşım ve kalp hastalıkları riskini de kat be kat arttırıyorsundur.

İyi haber şu ki, bu döngüler, senin ne yaptığına dair farkındalık seviyeni arttırmanla bile bozulabilir.[16] Öyle ki, duygusal yeme sonucu alınan kilolar ile baş etmekte ilk yöntem olarak bunu “fark etmek” ve bilinçli şekilde azaltmak için de terapi yardımı almak tavsiye edilmektedir…[17]’[18]’[19]’[20]


Seni zorlayan programlara başlamadan önce, hali hazırda zaten zorlanan zihnini, kendini tamir etme moduna getirebilecek şey; seni yargılamayan ve nazik davranan bir “hazırlık aşamasıdır”.[21] Davranışsal terapi ve farkındalık çalışmaları; her şeyden önce seni kısırdöngüye sokan o panik halinden çıkarmak için vardır.[22] Döngüyü kırmak, zaten yorgun olan bedenin ve zihninle paldır küldür atağa geçmekten çok; kendini bakıma alıp sakinleştirmekle mümkün olabilir. Neden mi?


Uzun sürebilecek egzersiz ve diyet programlarına bu panik hali ve yorgunluk ile başlarsan ya da bir anda sigarayı bırakmaya karar verirsen ne olur?


En iyi ihtimalle her şey yarıda kalır muhtemelen. Ya da daha beteri, kendini bir anda kendi diyetini/sporunu en kötü şekilde sabote ederken ya da ard arda 3 tane sigara içmişken bulabilirsin. Ani yeme atakları, uyku bastırması, halsizlik, sürekli şeker ve/ya Nikotin (yani zararlı kimyasal) ihtiyacı…


Zor bir yola hazırlanmadan çıkamazsın. Yanına bu ataklar için aynı hızda etki edebilecek destekler almalısın. Beynini hazırlamanın yanı sıra, vücudunun anlık mesaj ileticisi olan ve her yanına ulaşabilen sinir uçlarından neden faydalanmayasın?


Ani yeme isteğini tetikleyen ve senin “şekerim düştü” dediğin hissi dengelemekten tut, iyi ya da kötü her hissine eşlik etmesi için bir sigara yakar hale gelmiş olmaya, gece atıştırmalarının ya da ani sigara aşermelerinin önüne geçmek ve her şeyden öte doğal hormon dengeni desteklemek; Refleksoloji ile birleştirilmiş sinir sistemi ve duygusal dengeleme çalışmaları ile mümkündür.


Seni bu kısırdöngülerden çıkaracak yolun ilk adımı olarak, elindeki en doğal ve güçlü savunmayı güçlendirmelisin. Sinir sistemin vasıtasıyla bağışıklık sistemini hem fiziksel hem de zihinsel olarak "yenilemelisin". Heal&More® sistemi, eş zamanlı uyguladığı klinik odaklı Refleksoloji ile fiziksel sinir sistemini ve bağışıklığını; Organic Intelligence® ile de zihinsel sinir sisteminin olaylar karşısındaki esnekliğini ve dayanıklılığını arttırır.


Böylece bu kısır döngülerden çıkmak için elindeki en eşsiz varlığın; metabolizman "bütüncül olarak" güçlenir ve hazırlanır. Unutma, döngüler kısa ve hızlı ataklarla değil, sakin ve kararlı adımlarla aşılır. Yola hazırlıksız çıkma. Şimdi, kendini hazırlamaya başla!




Kaynaklar: [1] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4450283/ & https://newsnetwork.mayoclinic.org/discussion/smokers-brains-change-in-response-to-high-levels-of-nicotine/#:~:text=Nicotine%20that%20gets%20into%20your,of%20the%20nicotine%20addiction%20process. [2] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [3] https://www.mattioli1885journals.com/index.php/progressinnutrition/article/view/10130 [4] https://adaa.org/understanding-anxiety/related-illnesses/sleep-disorders [5] https://www.nationaleatingdisorders.org/blog/learning-live-well-depression-eating-disorders [6] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4723032/ [7] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7316052/ [8] https://www.news-medical.net/news/20201013/Sleep-disorders-common-during-COVID-19-pandemic.aspx [9] https://journals.sagepub.com/doi/pdf/10.1177/0020764020941889 [10] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [11] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [12] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [13] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [14] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [15] [16] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11091/stress-reduction-and-mindful-eating-curb-weight-gain-among-overweight-women [17] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [18] https://adaa.org/understanding-anxiety/related-illnesses/eating-disorders [19] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4723032/ [20]Self-help cognitive-behavioral therapy for insomnia: a meta-analysis of randomized controlled trials. Ho FY, Chung KF, Yeung WF, Ng TH, Kwan KS, Yung KP, Cheng SK Sleep Med Rev. 2015 Feb; 19():17-28. [21] https://www.nationaleatingdisorders.org/blog/learning-live-well-depression-eating-disorders [22] https://www.nationaleatingdisorders.org/blog/learning-live-well-depression-eating-disorders

886 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Ben Değeri

Comments


bottom of page