top of page

Kabuk

Küçüktün. Çok şeyden korkuyordun. Belki koruyanın vardı, belki çoğu kez yoktu. Korkuları aşmak zordu. Ve ağlamak sorunu çözmüyordu. Hatta bazen korktuğun şeyi/kişiyi daha da üzerine çekiyordu. Aynı korkuyu paylaşanlar, birbirine yardım edemiyordu. Sınırların her gün yerle bir oluyor, korkun daha da büyüyordu. Güçlerin eşit olmadığı bir arenada sınırlarını savunman daha baştan imkansızdı. Sen de başka bir yol denedin; (sana saldırdıkları gibi) saldırmayı (belki de yaşaya yaşaya) öğrendin. Çünkü en iyi savunma saldırıydı ve sen büyüyüp güçlendikçe bırak gerek kalmamasını, daha bile çok işine yaradı. Belki korkuyu unutmadın ama işe bak ki sınırları unuttun; korunmak için büründüğün zırhınla ilk saldıran sen oldun.


Sonra, gençtin. Çok hevesli, bir o kadar deneyimsizdin. Gelişmeye çalışan beynin, yaradılışı gereği güvene dayalı sosyal ilişkilerden beslenirdi. Neyse ki, “sosyal ilişkiler” ailede, okulda, sokakta…her yerdeydi. Gel gör ki “güven”, öyle değildi. Kısıtlı tecrübelerini bir arada tutan değerlerin en temeliydi ama dışarıda bulmak kolay değildi. Günün birinde o sosyal ilişkilerinden biri, güvenini öyle kırdı ki, hayallerin de peşi sıra yıkılıverdi. Hayal kırıklığı içine işledi. Baktın oluşan boşluğu kapatamıyorsun, sen de başka bir yol denedin; umursamamayı böyle böyle öğrendin.


Derken büyüdün. Büyürken kim bilir daha neler gördün, nelerden geçtin. Sevinçler de oldu elbet hayatında ama zihin bu, en çok üzüntüleri belledin. Belki her anı aklında tutamadın ama seni hep aynı yerden üzenleri adın gibi ezberledin. Ne derler, nasıl kırarlar, neyi kullanır, nelere kalkışırlar yaşaya yaşaya öğrendin. Üzgün halin merhamet getirmiyordu, her seferde bunu deneyimledin. Baktın kırılan kalbinin artık ritmi bile tekliyor, sen de başka bir yol denedin; öfkeni kendine kalkan yaptın hatta gerektiğinde yakıcı bir zırh gibi giyindin. Üzülünce kızmayı, hatta üzülmemek için kızgın olmayı büyürken kırıla kırıla öğrendin.

Artık üzülünce kızan, kırılınca umursamazlıktan gelen, korkunca saldıran bir insansın. Sor bakalım kendine, bu sana iyi hissettiriyor mu diye? Bırak karşındakini, kendin anlayabiliyor musun içindekileri? Hangi tepkilerin, hangi duygulardan tetikleniyor? Bu tepkiler kimi, ne için, ne kadar zamandır hedefliyor? Peki o kişiye karşı öz duygun ne?


Her konuşmada artık otomatikman verdiğin tepkilerinin sert bir kabuk gibi sardığı, sıkı sıkı örttüğü, artık kendinin bile erişimine kapanmış o duygu karmaşasının kökünde hangi duygu var?


Bunlar; kendi başına cevaplamaya çalıştığında kafanı karıştırıp sana yolunu kaybettirebilecek, hatta belki esas kabuğun üzerine yeni kabuklar örerek onu daha da derinlere gömebilecek sorular. Cevapları ise belki de kökleri örtük hafızana kadar uzanan, kimliğinden bile önce tohumları atılmış duygular… Sebepleri; en derinde sadece sezebildiğin ama hatırlamaya çalıştıkça kaçan bir rüya gibi bir türlü net göremediğin, kendi içinde bile kelimelere dökemediğin alt beyninde gömülü anılar…

Evet, beyninin sadece sağ ya da sol tarafı yoktur; üst ve alt katları da vardır! Seni hayatta tutan bir çok şey, alt beynin işidir: nefes alma, göz kırpma gibi yaşamsal fonksiyonların, kriz anında içgüdüsel olarak verdiğin (savaşma ya da kaçma gibi) hayatta kalma tepkilerin ve hayatını etkileyecek güçte olan (korku, öfle gibi) kök duyguların alt beynin tarafından yönetilir.[1]


Ne var ki üst beyin çoğu kez altta olup bitenlerden habersizdir. O, dış dünyadan kendisine iletilecek kadar önemli olan bilgileri işlemek ve anlamlandırmakla meşgul olduğundan, çoğu kez alt beyin ile irtibatta değildir. Çünkü alt kat, hayatta kalma işini ustalıkla ve üst katın asla yapamayacağı kadar iyi şekilde yönetir. Gel gör ki bazı fiziksel ya da psikolojik travmalar, alt beyni kriz durumuna geçirip “taşkınlara” yol açabilir. Alt kattaki kriz, üst kata sıçradığında, işler hayat memat meselesi raddesindedir ve alt beyne göre tüm birlikler seferber edilmelidir.[2]

Bu travma, takılıp dengeni kaybetmene yol açan bir kaldırım taşı olduğunda, alt beynin ağır topu amigdala, sen daha ne olduğunu fark etmeden ellerinin ayakta kalmanı sağlayacak en yakın yeri sıkıca tutmalarını sağlar. Üst beyin ancak düşmekten son anda kurtulduğunu “sonradan” fark eder.


Ancak bahse konu travma, seni derinden etkileyen, bir acına parmak basan ya da çok uzun süredir hayatında süregelen bir tartışma olduğunda, işler bu kadar basit ve hızlı olup bitemez. İlkel tehditlerde uzman alt beyin, hayatını bu kadar uzun süre boyunca böyle yoğun etkileyen bir tehdidi yönetemez. Üst beyin işleri ele almaz ise alt kat tıkanır ve tüm evi su basar.


Bu baskınları önlemek, kriz oluşmadan önce alt beyni de işin içine katarak yapılabilecek güçlendirme egzersizleri ile mümkün ve kolaydır. Ancak krizler oluşup, etrafı sular bastıktan sonra işler biraz daha incelik gerektirir. Çünkü üst beyin, alttan taşıp gelen kök duyguları işleyemez, baskın sonrası kendi katında kalan kalıntıları tanımaz ve onlara bir anlam veremez. Onları, dış dünyadan tanıdığı ve benzetebildiği en yakın tepkilere benzetip bu şekilde dosyalar (yani işler).

Böylece korku duygusu saldırı, umursamazlık ya da kızgınlık tepkisi adı altında işlenir. Tepki, duygunun üzerini örter ve bir kabuk gibi onunla bütünleşir. Öyle ki, artık kendi zihnin bile özünde ne olduğundan habersiz hale gelir. İşte bu aşamada, profesyonel yardım her birimiz için en gerekli olan şeydir. Kabuğu acıtmadan, nazikçe açıp içeride kapalı kalmış öz duyguyu anlamak ve ait olduğu yerde işlenmesine yardımcı olmak, çoğumuz için oturduğumuz yerden Almanca öğrenmek gibi zor, emek isteyen ve yanlışları fark edemeyebileceğimiz bir süreçtir.


Her kabuk iyileşebilir. Yeni su baskınları önlenebilir ve tartışmalar duygusal tepkilerden uzakta, her iki taraf da sonrasında kendini perişan hissetmeden, karşılıklı sağduyu ile yürütülebilir. Üstelik bunun için her iki tarafın da sinir sistemiyle çalışmak şart değildir. Kendi sistemini onarmak, senin içindeki kabukların karşı taraftan etkilenip yeniden oluşmadan çözülmesi için yeterlidir.


Bu yolu bizimle denemek istersen, aklındaki soruları sormak için aşağıdaki butona tıklayarak kolaylıkla ücretsiz bir ön görüşme randevusu alabilirsin:



127 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Ben Değeri

Comments


bottom of page