Konuşan Sen Misin?

En son güncellendiği tarih: 12 Ağu 2020

“Sana hiçbir zaman zarar vermek istemedim, o sırada ne yaptığımı bilmiyordum, üzüldüğünün farkında bile değildim. Hatta sana iyi bir şey yaptığımı zannediyordum.

Neye üzüldüğünü bana söyler misin? Yeniden düzeltemez miyim? Tekrar şans ver.”


Aslında konuşma kapıyı çekip çıktığında bitmişti.

Kapı kapanınca nasıl oluyorsa son söylenenler hala odada geziyor. Kursağında kalanlar da ya kendisini fısıltı olarak tekrarlıyor ya da söylenmiş sözleri oraya buraya çarpıtarak sadece suçlama ve hayal kırıklığıyla biten sahnelere evriliyor.


Peki sen tüm bu kargaşada neredesin?


Bu cümleler senin ses tellerini ve senin akciğerini kullanarak boğazdan çıktı, ama gerçekten senin cümlelerinle mi? Eğer söylediklerini sonradan hatırladığında veya bir başkasından yeniden duyduğunda, bu cümlenin senden çıktığına şaşırıyorsan, zihnin bir etki altında kalarak senin gerçek halini, özgün halini maskelemiş olabilir.


Zihin kurgulamaya çok meyilli bir araçtır. Elindeki yetersiz bilgiyle, veriyle, tecrübeyle, yaşanmışlıkla yola çıkar; kurguya başlar ve aklı sıra “gerçek” olanı sana senaryo olarak çizer. Eğer o sözde “gerçek yaşanabilecek olay” zihninde çok fazla tekrarlarsa, öfke hüzün gibi kök hislerle de bezenirse hele, iyice güç kazanır ve senin gerçeğin oluverir! Sen artık henüz gerçekleşmemiş ve tamamen kurguna dayalı bir sahne olduğu için de büyük ihtimalle gerçek yaşanacak olandan oldukça farklı ve çarpıtılmış sözde “anı”ya inanmaya başlayacaksın. Doğal olarak da, sanki o kurgun kısmen veya tamamen gerçekmiş gibi sonraki günlerini bu perspektifte geçireceksin. Senaryondaki insanlara, sanki kurguladığın sahnedeki sözleri söylemişler, tepkiler vermişler gibi davranacaksın, gerçekte yapmadıkları şeyler için onlara karşı bazı hisler yükselecek belki. Ayrıca bu durum sana da yapılıyor olabilir; bir türlü anlaşamadığın patronunda, arkadaşında, yakınında da sen onların kafasındaki senaryoda bir rol sahibi olmuş olabilirsin. Aranızdaki iletişim de bozulur.


Neden iletişim zaman zaman bozulur?

Vücudunda veya vücudunun da ötesinde tüm bünyende bir sorun varsa zihnin de bunun yansıması olarak yıpratıcı bir biçimde çalışabilir.


Hücreler de tıpkı diğer canlılar gibi birbirleri arasında iletişim kurar, dip dibe komşu olup bir doku meydana getirdiği kısacık mesafeden, ayaktan kafaya uzanan en uzak mesafelere kadar haberleşme vardır. Birbirleriyle moleküller ve sinyaller gönderme şeklinde bağlantı kurar. Hücrelerimiz arasında bile bozuk iletişim görülür. Nefesinden kalp atışına, yediğini sindirmekten zihinsel faaliyetlerine kadar yaşamına dair her şeyde hücreler arası iletişim vardır. [1]


Ve tıpkı bizim birbirimizi yanlış anlamamız gibi, hatta kendi özümüzden zaman zaman koptuğumuz gibi hücreler arasında da bozuk haberleşmeler, bir nevi yanlış anlamalar gerçekleşir. En çok gürültülü ortamlarda yanlış iletişim gerçekleşir. Bizim için çok yüksek ve rahatsız edici tonlarda ses gürültüsü, şiddetli hava şartları neyse; hücrelerimiz için de elektromanyetik radyasyonlar, toksik besinler, ağır metalli hava ve gıdalar da benzer şekilde iletişimi alt üst eder. [2]


Eğer seni meydana getiren hücrelerin kendi aralarında anlaşamıyorsa, bu uyuşmazlığın yaşandığı bölgelerde, organlarda hastalıklar başlar. Beden içinde koordinasyon problemliyse senin de çevrenle sağlıklı iletişimler kurman zorlaşır. İfadeden sorumlu üst beyindeki merkezler, zihin, düşünce yapıları dışında; olayların içinden soğukkanlılıkla geçmene yardımcı olan tüm beynin, sinir sistemin ve hormonal sistemin de aksaklıklar yaşayarak; seni dışarıya yanlış gösterir, dışarıyı da sana olduğundan farklı. [3]


Elektromanyetik gürültülerin hücreler arası iletişime etkisi pek çok bilimsel çalışmada gösterilmektedir. İnternet bağlantı ağ sinyalleri ve düşük/yüksek frekanslı manyetik ve elektrik alan gürültüsü yayan teknolojilerin yanı sıra; yakınımızdan, hatta bulunduğumuz binaların, tesislerin duvar ve zeminlerinden geçen yüksek gerilim hatlarının hücresel işlevlere etkisi ve hücreler arası iletişimi bozması hayatı tahmin ettiğinden fazla etkilemektedir; enzimler, proteinler bozulur ve hormonlar bile hedef hücreler tarafından yanlış anlaşılır. [3][4]


Bu bozulmalardan kurtulmak nasıl mümkün olur?

Bazı huyların bu deformasyonu adeta davet ediyor; onları önce görmen iyi bir başlangıç olur; inat, mücadele bağımlılığı, alınganlık, kendini ve/ya çevreni suçlama, mağduriyeti hep hissetme ve her fırsatta ballandıra ballandıra anlatma, yanlış anlamasınlar diye efor sarf etmek diye örnekler devam eder.


Bunlara neden bağımlılık geliştirdiğin ve nasıl özgürleşebileceğin konuları burada anahtardır. Hücreler arası iletişimin bozulmasında önemli rol oynayan stresin ve zihinsel, duygusal, ruhsal yıpranmanın ilerlemesini durdurup geri püskürtmeye de yardımcı olur. İçsel sessizlikle ulaşabileceğin huzurun ise sınırları henüz belirlenememiştir.


Belki artık gerçekten de yıpranmayı durdurma ve dönüşme zamanın gelmiştir, kendin olarak konuşmaya hazır mısın?



[1] https://www.nature.com/scitable/topic/cell-communication-14122659/


[2] https://www.nature.com/scitable/topicpage/cell-adhesion-and-cell-communication-14050486/


[3] https://learn.genetics.utah.edu/content/cells/badcom/


[4] https://www.hindawi.com/journals/sci/2018/7412035/


415 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör