Sana Ne İyi Gelirdi?

En son güncellendiği tarih: Oca 27

Şimdi biraz senden bahsedelim diyorum. Senin duygularından, düşüncelerinden, acılarından, ağrılarından... Hissettiklerinden ve hissedemediklerinden. Anlat istediğin kadar. Her şey serbest. Sanki kimse duymayacakmış ama birileri eninde sonunda anlayacakmış gibi anlat... Anlamaya da niyet et ama! Çünkü bu sohbet, seninle senin aranda. En çok duymazdan geldiğin, en büyük savaşları verdiğin, atamadığın, satamadığın, başının üstüne de pek koyamadığın "benliğini"; bedeninle, duygularınla, düşüncelerinle seni sen yapan bütünlüğünü anlatmana ve anlamana yönelik.

Bedeninden mi başlasak, duygularından mı? Sence ikisi ayrı dünyalar mı? Hangisinin etkisi daha büyük üzerinde? Ya düşüncelerin, onlar bu denklemin neresinde? Hepsinin farkında mısın? Yoksa birini biraz kayırır mısın? Mesela bedenine baktığın kadar duygularına da bakar mısın? Yoksa kendine bakma işini hep sonraya mı bırakırsın? Ta ki hasta olana, bir yerin ağrıyana; kalbinin acısı, aklının karmaşası midene, sırtına, bağırsaklarına...artık nereye denk gelirse oraya çöreklenene kadar mesela?

Peki nasıl yapabilirsin?

Kendine; bedenine, duygularına, düşüncelerine nasıl daha iyi bakabilirsin?

Birinin sağlığının, diğeriyle ilişkisini görebilmekte misin?

Sence sen bu ilişkiyi dengede tutabilir misin? Yoksa denge bozulunca her parçaya ayrı ayrı çare aramayı mı tercih edersin?

Bütünün sağlığının, bütüncül sağlıktan geçtiğini, bu işin ne ayrı gayrısı, ne de alternatifi olduğunu bilir misin?


Gördüğün gibi, aslında işimiz çok. Çünkü bu dünyada senden bir tane daha yok! Dengeni koruman, ertelemeye değmeyecek kadar basit, bekletmeye gelemeyecek kadar önemli. Peki senin kendini, seni sen yapan parçalarını dinlemeye; hepsinin her gün bütününü anlamaya ayıracak bir kaç dakikan var mı? Var ki buradasın:)


O halde izin ver sana hayat memat meselesi bir hatırlatma yapayım. İçten içe senin de zaten bildiğini sanıyorum: Tıbbi tedaviler, en yüksek faydayı, sen içsel olarak işbirliği yaptığında gösterir. İyileşmek ve sağlıklı kalmak, kesinlikle senin de içinde aktif rol aldığın bir süreçtir. Peki sen bu rolü en iyi nasıl yerine getirebilirsin?


Seni sen yapan her şeye hak ettiği ilgiyi ve desteği göstererek. duygularına, düşüncelerine ve elbette bedenine... Çünkü duygu ve düşüncelerinin akışı, fiziksel bedenini doğrudan etkiler. Nasıl mı?

Kendi içinde kabul edemediğin, ifade edemediğin, içinde kalan duygular, zamanla "duygusal dengeni" etkiler. Peki bu etki nasıl işler?


Bedenin ile duygu ve düşüncelerin arasında hiç bir yol yoktur biliyor musun? Çünkü onlar aynı bütünün parçalarıdır. Yüzün ile gözün arasında yol olmaması gibi, bedenin ile duyguların ve düşüncelerin arasında da hiç bir mesafe, yol, birleştirici bir dış unsur yoktur. Onlar basitçe, bir bütündür. Ve bahsettiğimiz şu etki, bütüne nüfuz ederek işler.

Sağlığında oluşan denge bozuklukları, bütünün tamamında oluşur. Ancak hangi parça daha hassas ise kendisini oradan ortaya çıkarır. bu duyguların da olabilir, zihnin de, bedenin de... Sen parçaları ayrı ayrı tedavi etmeye çalışırsın. Ki bu yanlış değil, sadece bazen yetersizdir. Çünkü sen semptom gösteren parça ile uğraşırken, aslında bütünü etkileyen esas sorunu, kök sebebi çözüyor olmazsın. Hatta bazen parçalardan birine fazla odaklanman, bütünü gözden kaçırmana bile sebep olabilir.


Duygusal dengen sarsıldığında, zihnin olumsuz düşüncelere daha açık hale gelir.


Zihninde oluşan olumsuz düşünceler ise, sinir sistemin ve hormonların vasıtasıyla organlarını, kaslarını (genetik ve çevresel faktörler en çok nereyi zayıf kıldıysa) kısaca vücudunu etkiler.


Dolayısıyla her rahatsızlık önce duygu seviyesinde başlar. Zihnini ve ardından vücudunu etkiler hale gelmesi, aslında "sonuçtur".


Baş-boyun-sırt ağrıların, tiroid sorunların, çalışmayan ya da huzursuzlaşan bağırsakların, migrenin, alerjilerin, dengesi bozulan, ağrıyan, düzgün çalışamayan böbreklerin, miden, karaciğerin ve elbette kalbin... sinir sisteminin ve hormonlarının ulaştığı her bir parçan, genel duygu durumundan ve düşüncelerinin yapısından etkilenir. Üstelik sadece kendi başına etkilenmekle kalmaz. Vücudun da bir bütün olduğundan; her bir parçası, bütünü etkiler ve ondan etkilenir. İşte tam da bu nedenle, kökteki soruna çalışarak bütüncül dengeyi geri kazanmak; tüm rahatsızlıkları iyileşme yolunda hızlandırabilir.


Bu nedenle, seni sen yapan bu bütüne gereken ilgiyi gösterir, onu ertelemez ve her parçasıyla nazikçe iletişim kurarsan, kendi sağlığını aynı rotayı tersten izleyerek yeniden aslolan dengesine kavuşturabilir ve/ya bu dengeyi koruyabilirsin.

Şimdi bir basamak daha ileri götürelim işi. Bu etki tek yönlü asla değildir. Bedenin de duygu ve düşüncelerini değiştirebilir. Kendinle ilgili algın burada kilit bir rol üstlenmiştir. Ağrılarını algılama şeklinden tut da, kendini güçlü/zayıf/kilolu/sakar...algılaman; senin duygu durumunu genel olarak bir çerçeveye sıkıştırabilir. Her gün bedeninde hissettiğin ağrılar ve/ya aynada gördüklerin; sürekli aynı şekilde hissetmene ve bu hislerden dışarı çıkamayacağına inanmana sebep olabilir. Ve bu inanç zihnine yerleştiğinde, düşüncelerin olumsuz bir şekle bürünür.

Sonra döngü başa sarar; hormonların ve sinir sistemin vasıtasıyla bedenin olumsuz düşüncelerden etkilenir. Üstelik sen parçaları iyileştirmeye çalışırken, içinde bir yerlerde bir şeyler buna adeta karşı gelir. İnat eder, inanmamayı seçer, doktora gitmeyi erteler, ilaç almayı keser, fizik tedaviyi reddeder… Döngü daha da derinlere iner.

Sence bu döngünün çıkışı nerededir? Böyle bir durumun elle tutulur, gözle görülür ne tür bir tedavisi olabilir?

Döngüyü parça parça ele almakla birlikte, her şeye başlatan köklere odaklanmak, tıbbi tedaviyi bu yolla desteklemek ve böylece ondan en yüksek faydayı almak nasıl olabilir? Bu konuda sana kim yardım edebilir? Bunun cevabı aslında anlık olarak değişebilir. Nasıl mı?


Örneğin, hani Parçalardan öte bütünü iyileştirmekten bahsediyorum ya hep, okurken senin de aklına şu soru geliyor mu: “tamam her parçamı dinleyeceğim, duygularımı ve düşüncelerimi de bedenimle birlikte iyileştirmeye çalışacağım, bana en iyi gelenden başlayacağım… -da NASIL? Hasta olmama sebep olan zaten tam bu duygular/düşünceler/bedensel etkile iken, ben zaten ezelden beridir onlarla boğuşup durur iken, öyle kolay mı şıp diye değişmek, iyileşme yolunda ilerlemek?”

Konu insanın kendisi olunca, fark etmek ve değiştirmek kolay olmayabilir, haklısın. Ayakkabına giren taş gibi, seni uzun süre rahatsız etse de, çoğu kez o anda ayakkabıyı çıkarmaktan daha kolaydır taşı görmezden gelmek. Görmezden gele gele bir süre sonra alışırsın bile. Neredeyse normalin olur, ayağına taş bata bata yürümek.

Bir süre sonra seni rahatsız eden şeyin ne olduğunu unutur, yürümeyi sevmediğini sanmaya başlarsın. Sorun, onunla yüzleşmedikçe başka yüzlere bürünebilir. Ayağının yara olduğunu sanabilirsin mesela. Ayakkabının kötü olduğunu… Hatta yürümeyi bilmediğini, ya da sevmediğini sanmana sebep olabilir; bir minik taş bile.


Yeterince görmezden gelinirse, her sorun kendisinden çok daha büyük hayali bir endişeye dönüşebilir. Ve seni iyileşmen için yapman gereken basit çözümden; ayakkabını çıkarıp taşı atmaktan uzaklaştırıp, sorunun çok daha büyük olduğuna inanmana sebep olabilir. Karşındaki sorunun bu kadar bilinmez ve büyük olmasının bambaşka yeni endişelere yol açması ise, işten bile değildir. İşte döngü böyle derinleşir.


Bu noktadaysan eğer, yardım istemek iyi bir seçenek olabilir. Bu senin ayakkabını çıkarmayı bilmediğin anlamına gelmez. Sadece sorunun kökünde ne olduğunu çözmek konusunda yardım isteyebilecek kadar insan olduğunu gösterir.


Peki böyle bir yardım ne kadar sürer? Taşı bulmak kolay mıdır? Çözüm hızlı mıdır?

Vücudunun anlatmak istediği her ne ise, onu daha kolay ve nazik yoldan anlatmasına ikna etmek, bazen davet etmek ve böylece zihninin de o probleme sebep olan şeyi yaratmaktan vaz geçmesini sağlamak; eğer koşullar sana yeterince ayna tuttu ise, bir anda bile gerçekleşebilir. Ama çoğu kez ayna, üzgün ve/ya yorgunken görmek istemediğin bir şeydir.


İşte böyle zamanlarda seni dinleyecek, rahatsız olduğun konu ister fiziksel ister duygusal ve/ya zihinsel olsun, köklerine doğru güvenle ilerlemene yardım edecek, sorununu sorgulamayacak, seni yargılamayacak, travmalarından daha fazla dram yaratmayacak, “neden böylesin” den çok “sana ne iyi gelirdi” kısmına odaklanacak bir yardımcı, işine yarayabilir.


Denemeye ne dersin?


309 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör