top of page

Küçük Kara Kutu

Güncelleme tarihi: 14 Ağu 2023

Saldırıların çok olduğu bir günün sonunda, tüm acı nerede toplanıyor? Saldırı diyorum evet. Nicesi normalleşti artık ama etkileri gerçekte oldukları şeyi yansıtmaya devam ediyor. O yüzden saldırı diyorum evet; seni kendisine ait sanan işine, fikrine saygı duymayan eşine, hayatına hükmeden ailene, sınırlarını ezip geçen, seni senden çok meşgul eden her türlü ilişkine… Basitçe “stresli” bir gün deyip geçtiğin şeyin aslında böyle sıradanlaştırılmadan önce, gerçekte neler içerdiğini ettiğini tekrar hatırla ve ona göre cevap ver istiyorum.


Saldırıların çok olduğu bir günün sonunda… maruz kaldığın tüm o yükün altında, duyguların ve düşüncelerin nerede birikiyor? Aklın en çok nereye gidiyor? Benliğin nereye sığınıyor?


Bu sorunun cevabı, hatırlamayı başarabilseydin eğer, çocukluğunda maruz kaldığın ilk saldırıda aldığın pozisyonda bir resim gibi gözlerinin önüne serilebilirdi aslında. Gözlerini fal taşı gibi açıp donakalmış olabilirdin mesela… Kendi içine büzülüp minicik olmuş olabilirdin ya da… Yaşın yetiyorsa koşarak kaçmış, yetmiyorsa ruhunu oradan uzaklaştırmış veyahut da verebildiğin en büyük tepki olan ağlama ile belki sen de karşındakine saldırmış olabilirdin o anda. Fakat her ne yaptıysan o sıra, hele de karşındaki ile aranda güvenli bir bağ yoktuysa; muhtemelen sinir sistemindeki gerginliğin yükünü boşaltamayıp, saçıverdin benliğinde kim bilir kaç farklı noktaya…


İşte o noktalardan en hassas olanı; adı en az bilinen ama bilim için adeta “çocukluk travmasının somut göstergesi” olanı, “timüs bezi”dir biliyor musun? Yaşam enerjinle doğrudan bağlantılı olan bu minik organın, göğsünde; lenfatik sisteminin en yoğun olduğu bağrının (toraks) orta-üst kısmında, iman tahtanın hemen arkasında bulunur. Hem endokrin, hem de lenfatik sisteminin önemli bir parçasıdır. İşi, savunmanı “olgunlaştırmaktır”.


Bilimin diliyle Timüs, lenfositlerin veya bağışıklık hücrelerinin üretilmesinden ve olgunlaşmasından sorumludur. Bunlar, vücudu enfeksiyonlardan koruyan bir tür beyaz kan hücresi olan T hücrelerini içerir.[1] Vücut, T hücrelerini; enfekte veya kanserli hücreleri yok etmekte kullanır. Timus tarafından oluşturulan T hücreleri, bağışıklık sistemindeki diğer organların da düzgün bir şekilde büyümesine yardımcı olur. Bu hücreler o kadar hayatidir ki, genellikle ihtiyaç sahiplerine bağışlanır.[2] Tıbbi makalelere göre, "Timus, tıpkı kemik iliğinin kardiyovasküler sistem için hücre donörü olduğu gibi, lenfatik sistem için birincil hücre donörüdür".[3] İşte göğsünde bir kolye ucu gibi taşıdığın bu minicik ve ünsüz organın, masallardaki tılsımlı madalyonlar kadar büyük bir koruma gücüne sahiptir adeta.


Dahası yaşlanmanın etkilerini bastırır. Timus tarafından salınan hormonlar yaşlanma sürecini engeller.[4] Bakar mısın şu ufacık tefecik içi dolu mucizelik organa sen?! İçten güçlendirirken, dıştan da genç tutar insanı, e daha ne yapsın?


Fakat Timüs’ün ilginçlikleri bununla da bitmez. En ayırt edici özelliklerinden biri, doğduğumuz anda kendisinin en büyük formunda olması ve biz büyüdükçe onun küçülüp zamanla kaybolmasıdır.[5] Evet, bize bunca mucizeyi sağlayan Timüs’ümüz, gün gelir terk eder bizi. Ama erken, ama geç… Adeta en savunmasız zamanımızda bizi koruması için dünyaya gelirken boynumuza takılan bir tılsım gibi, değil mi?


İşte bu minik organ, bazen ait olduğu vücut büyümeden başlar küçülmeye… Sebebi ise çocuklukta maruz kalınan her türlü saldırı, istismar, görülmezlik ve travmadır. Çocukların koruyucu tılsımı strese karşı öyle hassastır; uzun süreli ve yoğun saldırı karşısında akut olarak küçülmeye başlar. Öyle belirgin bir izdir ki bu; adli tıp incelemelerinde çocuğun istismar ve travma görüp görmediğinin kanıtı olarak kullanılır Timüs bezi…[6] İyi bakım görmemiş çocuklarda, Timüs bezi atrofisi (küçülmesi), bağışıklık sisteminin yetersiz çalışması ile eşleştirilir, yetişkinlikte bile lenfatik sistem sorunlarında bunun izlerine bakılır.[7] Timüs; çocukluk dönemi travmalarına böyle net ışık tutan bir organdır.


Şimdi dönelim sana… Senin bilmediğin kim bilir neler saklı, çocukluğunun kara kutusu bu minicik organında? Belki çoktan yitip gitti, belki hala orada. Açıp bakamazsın, içini okuyamazsın, küçülüp seni terk etmesini durduramaz, onu sonsuza dek saklayamazsın. Ama hissedersin biliyor musun aslında?,


Eğer çocukken en az bir ebeveynin ile güvenli bir bağ kuramadıysan, kimselere sığınamadıysan, güvende olamadıysan, kendini sürekli korumak zorunda kalan, ötekileştirilen, hata yaptıkça değersizleşen, sevilmek için sınanan, kalbine, aklına, bedenine saldırılan bir çocuk olduysan; o zaman hayatının belirli dönemlerinde (özellikle de ucu aileye, bir grupta kabul görmeye ve/ya ebeveyn olmaya dayanan streslerde) göğüs ağrıları çekmiş olabilirsin mutlaka. Sen nefesini zorlayan bu ağrıları üşütmek, kaslarını zorlamak, gerginlikten kasılmak, hatta gaz sıkışması sanıp geçmiş olabilirsin ama aslında, hele de aranıp da sebebi bulunamadıysa, Timüs bezinin yardım çağrısıdır bu ağrı esasında…


İşte böyle zamanlarda; o en büyük, en ilk, en köklü korkun olan “kabul görmek/ait hissetmek” ile sınandığında; sana önerim 3 şeyi tam da şu sıra ile yapmandır:

1- Hemen o anda, parmak uçlarınla iman tahtanın üst kısmına vurmaya başla. Timüs bezin hemen orada! Göğüs kemiğinin ardında olsa da, o bölgeyi aktive etmen seni rahatlatır o kriz anında.

2- Bulabildiğin ilk fırsatta kendi başına kalacak bir yer bul ve tıpkı bu kadim toprakta yüzyıllardır her derin acıda yapıldığı gibi, yumruğunu bağrına (yani aslında Timüs bezine) vura vura ağla! İçinden gelen hızla ve şiddete uy; çok büyük bir dolaşım sorunun yoksa kendine zarar veremezsin, korkma. Kişisel deneyimlerimden de bilerek gönül rahatlığıyla iddia edebilirim ki sanki bir kilit açıyor bu hareket göğsünde. Ciğerine kuvvet veriyor o anda, acını daha da derinden söküp atmana, daha rahat nefes almana yardım ediyor vurdukça.


3- Timüs bezin belki/artık orada olmasa bile, kodları hala vücudunda, lenfatik sistemin hep iş başında. Ve kendi sistemlerinle, organlarınla, vücudunun her parçasıyla iletişim kurman mümkün aslında. Sadece fiziksel değil, hisler ve sezgilerin de vasıtasıyla sinir sistemin üzerinden yürünen bir yol bu. Eğer o yolu olduğun gibi kabul görmek, ödün vermeden ait hissetmek, ceza almadan sevilmeyi hakkettiğini görebilmek, öz-değerini çocuklukta bıraktığın yerden tekrar büyütmek istersen, Timüs bezine yönelik çalışmak için bizi ara.

Çocukluğun senin gücün ve onun izlerini iyileştirmek her zaman elinde, bunu hep hatırla!





Son Yazılar

Hepsini Gör

Ben Değeri

Comments


bottom of page