top of page

Boynundaki Madalyalar

Güncelleme tarihi: 14 Ağu 2023

Boyuna asılı madalyaların kaç tane? En fedakar ana/baba ödülü madalyası var mı sende mesela? Ya en adanmış çalışan madalyası? En uyumlu eş madalyası da olabilir boynunda, var mı? Belki en vefalı evlat madalyan vardır? Veya en yardımsever arkadaş madalyan? En sorumlu amir, en başarılı öğrenci, en becerikli ev hanımı, en mahir doktor, en en en en!


Tak hepsini boynuna, gururla sergile dediler di mi? Teker teker, dişinle tırnağınla, ömrünle hayatınla kazandın her birini. Bir gün o kadar çoğaldılar ki, altlarında görünmez oldun sanki. Pırıl pırıl parlayan bir sürü madalya, hepsinin ağırlığı senin boynunda…


Ne oldu sonra? Boyun ağrısı? Tuhaf mı? Alakasız mı?


Bu yıl dünyanın en iyi 25. üniversitesi seçilen Duke Üniversitesi’nin tıp fakültesinde, 2000’lerin başında “Davranışsal Kronik Ağrı Yönetimi” diye bir bölüm kuruldu ve başkanı da “Beyinde olan her şeyin vücudu, vücutta olan her şeyin de beyni etkiler” diyor[1] desem… Ya da 20 küsur senedir, inatçı ağrılarla baş etmek için sanal gerçeklik ile insanların gevşemelerini sağlayacak ortamlar yaratılıyor ve bu yöntemle opoid ilaçlarla dahi geçmeyen ağrılar yönetilebiliyor[2] desem daha alakalı gelir mi?


Madalya misali taşıdığın sorumlulukların her biri, tek başına bir meslek özeni gerektirir. Fakat bu kadar hızlı bir hayatta, bunca detay arasında, bu kadar özeni sürekli korumak ne mümkün? Hele işin içinde biraz da mükemmeliyetçilik (yani aslında onaylanma ihtiyacı) varsa… Yapılması gereken açıktır: Beynin, bu sorumlulukları en doğru şekilde yürütmek adına, her biri için bir bakış açısı geliştirir ve ona sıkı sıkıya tutunur. Rota bellidir, sapmamak önemlidir.


Fakat hayat dalgalı bir deniz, tahminsiz bir okyanus! Sımsıkı tutunmayı bırak, aksine büyük bir esneklik gerektirir. Ve sen dümeni rotada tutmaya çalıştıkça gemin su alır, vücudunda sürekli geri gelen ağrılar baş gösterir. Madalyalar ağırlaşır, suyun üstünde durmak zorlaşır. Aklınla yönetemediğin, zihninde çözüm üretemediğin her dalgada; kaygı ve umutsuzluk, adım adım anksiyete ve depresyon boyutuna varır.[3]


Boyun ağrısının, çözüm üretemediğin düşüncelerinden nasıl köklendiği son Reels videomuzda[4] detaylı anlatılıyor ama ben burada da biraz alıntılamak isterim:


“Boyun ağrısı omurga yapısı, kas-eklem rahatsızlıkları ve bozuk postürden gelir. Ancak uzun süre bozuk postürde durmak ve diğer rahatsızlıkların doğması da, genellikle kaygılı zihin yapısının bedende yarattığı etkinin sonucunda olur.


Belirsizlik hali karşısında zihin daha çok bilgilenmek, olasılıkları düşünmek, öngörüler ve planlar yapmak gibi yollar geliştirmiştir.


Ancak tüm bunlar yetersiz kalabilir, kendini kaygılarınla kaypak bir zeminde hissetmeye devam edebilirsin yine de. Zihnin yöntemleri yetersiz kaldığında, kaygı ve korku devam ettiğinde beden tepkilerini duygular ve rahatsızlıklarla göstermeye başlar.


Çare üretmekte zorlanan zihnin, kafanın ağırlığını esasında olduğundan daha fazla hissettirir. Boynun adeta kilitlenir ve bu kilitlenme duygusu seni daha da çok yoruyor olabilir.”


Bu ağrının her defasında (tüm kas gevşeticilere ve hatta gevşeme hareketlerine rağmen) tekrar geri dönmemesi için, işte tam da bu kilitlenme hissinin köklerine ve yüzeydeki etkilerine etraflıca çalışmak gereklidir. Çünkü zihin, yapısı gereği gelecekten hiçbir zaman “tam emin” olamaz. Emin olmak için sinir sisteminin zihninin ötesindeki kaynaklarından faydalanman, yaradılışına en uyumlu ve aslında işe yarar tek çarendir.


Çünkü okyanus dalgalarına dümenle karşı koymaya çalışman sadece dümeninin kırılmasını sağlar. Oysa gemin, bir bütün olarak o dalgalarla uyumlu hareket edebilecek esneklikte olursa, işte o zaman suyun üzerinde kalabilir.


Hayatın dalgaları karşısında zihnin de aynı bu hikayedeki dümen gibidir. Onu rotada kalmak için zorladığında, aşırı yüklenir. Sinir sistemin vasıtasıyla “sana konuşan” bedensel zekan; zihninin aksine, bu gerçeği bilir. Ve ona (dolayısıyla sinir sistemine ve beynine de) ihtiyacı olanı verdiğinde, çözümler için sana daha çok kaynak açar.


Refleksoloji; bu doğrultuda, beyninin ve sinir sisteminin kendi içinde harmonize uyumda çalışmasına engel olan baskılayıcı faktörlerin etkilerini azaltmaya yarar. Sinir sistemin vasıtasıyla bu durum için hem sorunun kökündeki gelecek kaygına, hem de sonuç olarak ortaya çıkan boyun ağrına ortak bir çözüm sunar. Böylece bedenin rahatlar, beynin ve sinir sistemin ise zihinsel baskılayıcıların etkisinde olmadan gerçek kapasitesinde çalışarak, zorlukların üstesinden daha iyi gelebilir.


Klinik Odaklı Bütüncül Refleksoloji eğitimimde, sadece haritaya odaklanan bir refleksolojinin çok ötesinde işte bu bağlantıları da “bilen” bir teknik kazanırsın. Dilersen, İstanbul, Ankara ve İzmir’de açılacak olan aşağıdaki ilk bahar seansları ve eğitim sınıflarına katılabilir ya da dilediğin zaman bu eğitimi bire bir olarak (online + yüz yüze eğitimle) alabilirsin. Refleksolojiyi Heal&More®’dan öğrenmenin kazandırdığı diğer artıları çok sevgili öğrencim Buket’in yorumuyla dinlemek istersen buraya tıklayabilirsin.


Unutma: Gerçekleştirebileceğin çözümler üreten bir zihin, ona esnekliği her gün yaşayarak öğreten bir beden ile mümkün olabilir. Böyle bir bütünlüğü yaşamanı dilerim.










Son Yazılar

Hepsini Gör

Ben Değeri

Comentarios


bottom of page