Döngünün 4 Atlısı

Biliyorum yorgunsun. Sadece günlük akış bile kendi başına yorucu. Oturmak, bilgisayara bakmak, yemek yapmak, evi toplamak, toplantıya katılmak, araba kullanmak, bazen telefonla konuşmak bile yorucu... Aynı şeyleri yapıp durmak, sanki bedeninde yer etmiş, aynı yerlerin ağrıyı duruyor, hiç geçmiyor. Telefonu kıstırdığın boynun, arabada tutulan belin, toplantıda kasıla sırtın, evi çekip çeviren başın, kolların, bacakların...


Bir de bıkkınsın. Öyle sıkılmış gibi bıkkın değil, içindeki enerji bitmiş tükenmiş gibi bıkkınsın. Halin de yok, isteğin de... Bedenin de yorgun, beynin de...

Bu halde giriyorsun yatağa. Adeta saklıyorsun kendini yorganın altına. Hayat ve tüm sorumluluklar dışarıda kalsın şu 6-7 saat kimse sana dokunmasın istiyorsun. Her hücrenle uykuya ihtiyacın var. Vücudun kimyasal olarak yenilenmek zorunda. Ama...


Uyuyamıyorsun. Bu gece de uyuyamıyorsun. Yorgun bedenin, bitap zihnin uyku diye yalvarıyor, bu Allah’ın cezası uyku neden gelmiyor?! Daha ne olması gerekiyor? Uyumak için bekliyorsun. Beklerken telefona dahi bakmıyorsun, uyku kaçırır çünkü, biliyorsun. Dakikalar saatlere bağlanırken, yavaş yavaş panik başlıyor beyninde.


O tanıdık endişeler sanki tüm gün aklının bir köşesinde döndükleri yetmezmiş gibi, şimdi tümüyle ele geçiriyorlar zihnini! Geçim derdi, hastalık korkusu, sıkışmışlığın yarattığı panik, sevdiklerinin başına gelenlerin/gelebileceklerin derin kaygısı, iş stresi, yetişme, koruma, kaybetmeme telaşı... Sanki bir anda, saklanmaya çalıştığın o yorganın altında, hayatının tüm kaygılarıyla yüzleşiyorsun.


Bir öfke yükseliyor içinden. Her gece aynı terane! Nefes almayı deniyorsun. Rahatlamaya çalıştıkça adeta daha çok geriliyorsun! Neyim var benim diye yatakta fır dönüyorsun. Sonunda bir yerde kopuyor teller. Küfrü basıyorsun! Önce uykuya, sonra yastığa yorgana, hayata, kendine...

Bir hışımla kalkıyorsun. Doğru mutfağa. Elinde telefon. Açıyorsun dolabı... En hamur işi, en şekerli ne varsa hırsla koyuyorsun tabağa. Karşında öfken, uykusuzluğun, kaygıların, yorgunluğun yan yana oturmuş izliyorlar seni. Duygularını yiyerek bastırmaya çalışmanı, kendini "teskin edici gıdalar" diye bilinen şeker ve karbonhidrata boğmanı, daha da derinlere tam kucaklarına yuvarlanmanı izliyorlar.


Hanginiz başlattı bu döngüyü diye soruyorsun onlara. Hep birlikte gülüyorlar.


Sen, çiğneme ve yutma kaslarının, bebekken olduğu gibi, seni sakinleştirip yatıştırmasını bekliyorsun. Çünkü bu kaslar, doğrudan beyninin stresle başa çıkmaktan sorumlu bölgelerini ve stres hormonunu dengeleyen hormon bezlerinin etkileyecek şekilde yaratılmış.[1] Bu yüzden korkudan, baskıdan, kaygıdan kaçmak için en kolay çare, onları çalıştırmak. Üstelik yediğin yağ, şeker, karbonhidrat karışımı gıdalar da, kimyasal olarak vücudunun stresi algılama şekliyle oynuyor, bir şekilde daha az stresli hissetmene yardımcı oluyor.[2]


Peki aslında içeride neler oluyor?


Bedensel yorgunluğun, kimyasal olarak beynin daha kolay kaygıya kapılmasına sebep olduğu, kaygı hissinin stres seviyesini arttırdığı, stresin uyku hormonunu baskıladığı[3], çiğneme güdüsünün ise sakinleşmek için en basit yöntem olduğu; bu nedenle anksiyete-depresyon-uykusuzluk-kilo sorunlarının birbirini doğuran bir dörtlü olduğu bilim dünyası tarafından ortaya konmuş durumda.[4]’[5]’[6] Ortaya konulan bir başka gerçek ise; bu dörtlünün, günlük hayattaki stres seviyesinin arttığı şu son dönemlerde, dünya üzerinde daha çok kişiyi etkiler hale gelmiş olduğu...[7]’[8]’[9] Herhangi biri diğerini tetikleyebiliyor ve her biri diğerinin iyileşmesini zorlaştırıyor. Çünkü bu döngü, insan vücudundaki hormon dengesinden tabiri caizse "faydalanıyor", metabolizmanın düzenini adeta "suiistimal ediyor". Nasıl mı?


Metabolizmanın, anksiyete, depresyon gibi rahatsızlıklar da dahil olmak üzere var olan tüm düşmanları ile savaşan ve onu koruyan en güçlü kalkanı, bağışıklık sistemidir. Vücut, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve vücuttaki sorunları (enflamasyonları) tamir etmek için bazı hormonlar (glukokortikoidler) salgılar.[10] Bu hormonlar, en çok/hızlı vücuttaki yağ hücrelerine bağlanır.[11] Stres hormonu diye bilinen ve vücudun stresle baş etmesine yardımcı olan kortizol de bu bahsettiğimiz hormonlar arasındadır. Öte yandan, teskin edici ya da rahatlatıcı gıdalar olarak bilinen 3lü; yani basit karbonhidratlar (hamur işi, patates, pirinç..vb), kötü yağlar (kızartma yağları, margarin...vb) ve şeker (sofra şekeri başta olmak üzere aslında her türlü şeker) ise, vücudunda yağ olarak depolanır.[12] Vücudun favori yağ deposu, karın bölgesindeki hücrelerdir. Ve ne yazık ki, karın bölgesindeki yoğun yağ hücrelerinin, stres hormonunu tutacak “kolları” vücudundaki diğer tüm hücrelerden daha fazladır.[13]


Sonuç olarak yağları seven stres hormonu ile stres hormonunu kucaklamak için yaratılmış yağ hücreleri birbirine sıkı sıkıya tutunur. Tutundukça sen giderek daha az stresli hissedersin. Oysaki asıl olmakta olan, vücudun hem stres ile başa çıkmak, hem de kendini korumak, iyileştirmek için kurduğu sistemi, biriktirdiğin yağ hücreleri ile köreltiyor / baskılıyor / bozuyor olduğundur… Sen stresini azalttığını sanırken, aslında mutlu ve sağlıklı olman için işleyen en önemli sisteme çomak sokuyorsundur. [14]


Mutluluğunu ve sağlığını kısarak, depresyon ve anksiyeteye davetiye çıkarıyor, stres seviyeni yükselterek uyku için gereken hormonları baskılıyor, kendi kısırdöngünü besliyorsundur. Dahası, karın bölgendeki yağ hücrelerini besleyerek uzun vadede dolaşım ve kalp hastalıkları riskini de kat be kat arttırıyorsundur.[15]

İyi haber şu ki, bu döngüler, senin ne yaptığına dair farkındalık seviyeni arttırmanla bile bozulabilir.[16] Öyle ki, duygusal yeme sonucu alınan kilolar ile baş etmekte ilk yöntem olarak bunu “fark etmek” ve bilinçli şekilde azaltmak için de terapi yardımı almak tavsiye edilmektedir…[17]’[18]’[19]’[20]


Seni zorlayan programlara başlamadan önce, hali hazırda zaten zorlanan zihnini, kendini tamir etme moduna getirebilecek şey; seni yargılamayan ve nazik davranan bir “hazırlık aşamasıdır”.[21] Davranışsal terapi ve farkındalık çalışmaları; her şeyden önce seni kısırdöngüye sokan o panik halinden çıkarmak için vardır.[22] Döngüyü kırmak, zaten yorgun olan bedenin ve zihninle paldır küldür atağa geçmekten çok; kendini bakıma alıp sakinleştirmekle mümkün olabilir. Neden mi?


Uzun sürebilecek egzersiz ve diyet programlarına bu panik hali ve yorgunluk ile başlarsan ne olur? En iyi ihtimalle her şey yarıda kalır muhtemelen. Ya da daha beteri, kendini bir anda kendi diyetini/sporunu en kötü şekilde sabote ederken bulabilirsin. Ani yeme atakları, uyku bastırması, halsizlik, sürekli şeker ihtiyacı… Zor bir yola hazırlanmadan çıkamazsın. Yanına bu ataklar için aynı hızda etki edebilecek destekler almalısın. Beynini hazırlamanın yanı sıra, vücudunun anlık mesaj ileticisi olan ve her yanına ulaşabilen sinir uçlarından neden faydalanmayasın?


Ani yeme isteğini tetikleyen ve senin “şekerim düştü” dediğin hissi dengelemekten tut, gece atıştırmalarının önüne geçmek ve her şeyden öte hormonal dengeni desteklemek; Refleksoloji ile birleştirilmiş sinir sistemi ve duygusal dengeleme çalışmaları ile mümkündür.


Seni bu kısırdöngüden çıkaracak yolun ilk adımı olarak, hem sinir sistemine ve zihnine yönelik terapiler hem de Refleksoloji ile güçlendirilmiş bütüncül bir destek istersen, bize istediğin zaman aşağıdaki kutuya tıklayarak ulaşabilirsin.



[1] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4450283/ [2] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [3] https://www.mattioli1885journals.com/index.php/progressinnutrition/article/view/10130 [4] https://adaa.org/understanding-anxiety/related-illnesses/sleep-disorders [5] https://www.nationaleatingdisorders.org/blog/learning-live-well-depression-eating-disorders [6] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4723032/ [7] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7316052/ [8] https://www.news-medical.net/news/20201013/Sleep-disorders-common-during-COVID-19-pandemic.aspx [9] https://journals.sagepub.com/doi/pdf/10.1177/0020764020941889 [10] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [11] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [12] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [13] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [14] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [15] [16] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11091/stress-reduction-and-mindful-eating-curb-weight-gain-among-overweight-women [17] https://www.ucsf.edu/news/2011/12/11089/comfort-food-may-be-self-medication-stress-dialing-down-stress-response [18] https://adaa.org/understanding-anxiety/related-illnesses/eating-disorders [19] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4723032/ [20]Self-help cognitive-behavioral therapy for insomnia: a meta-analysis of randomized controlled trials. Ho FY, Chung KF, Yeung WF, Ng TH, Kwan KS, Yung KP, Cheng SK Sleep Med Rev. 2015 Feb; 19():17-28. [21] https://www.nationaleatingdisorders.org/blog/learning-live-well-depression-eating-disorders [22] https://www.nationaleatingdisorders.org/blog/learning-live-well-depression-eating-disorders

616 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör