Seni Kendine Bağlayan Menisküsün

İçinin içini yediği anlardan biri… Söylesem mi, söylemesem mi? Eğilsem mi, dirensem mi? Kırıp dizimi kalsam mı, yoksa basıp gitsem mi? Belki bu karar anları, senin hayatının ekseni… Peki ya sonuçları? Bir sonucu var mı? Karar verebildin mi? Yoksa hala sürüklemekte misin kararlarını, adımlarını, hayatını?


Otoriteye, ailene, eşine, çocuklarına; “bu benim kararım, benim adımım” demek neden bu kadar zor sence? Kendi adımlarını atmak; nasıl oluyor da gitmek isterken kalmaktan, kalmak isterken gitmekten, bırakmak isterken taşımaktan daha zor olabiliyor? Bunu sana kim yaptırıyor?


Hayatını dondurmak, taşıyamayacağın yükler almak, kabul göreceğim diye esnemekten kırılmak ya da sağlam durmaya çalışmaktan adeta aşınmak, yırtılmak ve hatta kopmak… Bunlar kolay mı? Artık alıştın mı?


Sen alıştığını düşünsen de, bu yükleri beyninden, duygularından, düşüncelerinden devralan eklemlerin, hele ki dizlerin bunu yapamaz. Onlar senin doğal ve sağlıklı haline göre tasarlanmıştır; doğana aykırı yüklere, yapına ters eğilmelere zorla ayak uyduramaz. Aşınır, yıpranır, içten içe yırtılır…


Sen hayatta ilerleyebilesin diye yolda karşılaşabileceğin şoklara karşı her adımında ilk öne atılan kalkanlarının; koruyucu ve dengeleyici dizlerinin işlevi anlamsızlaşır. Korkuyla, kararsızlıkla “olduğu yerde duran”, eğilirken kendi formunu hiçe sayan birinin kalkana da, güçlü bir dengeye de pek ihtiyacı yoktur.


Belki de bu nedenle, süregelen kararsızlık seni adeta sıvılaştırır[1]: Fırtınada ayakların yere daha sağlam bassın diye esnemeni sağlayacak kıkırdakların, sen her rüzgara göre eğildiğinde kendini bırakır. Amaçları ayakta durmaktan çok, daha iyi bükülmek olur. Bükülmenin sonu yoktur, kıkırdaklar sıvılaşır. Belki için gibi, dizin de şişer, ağrır. Ya da sonu olmayan tavizlerinin suiistimal ettiği eklemlerin, sonunda aşınır. Sen sesini çıkarmadıkça dizlerin çıkarır; kıtırdar, tıkırdar adeta senin yerine konuşur. Daha da olmazsa atmadığın adımların atamayacağın adımların garantisi olur; dizlerin kireçlenip tam olarak “durur”.


Öte yandan sadece adım atmakta değildir işin alameti farikası; istediğin yöne doğru atmadıktan sonra o adımları… Kendi adımlarını atmaktan her çekindiğinde, kararlarını baskı sonucunda aldığında, sıçramak isterken aksine diz çöktüğünde, sevilmek için adeta ters yöne eğildiğinde; hayatındaki denge bozulur. Sen bunu reddedersen, bu kez fiziksel dengen bozulur. Adımlarını aklına ve kalbine bağlayan, böylece seni mükemmel dengede tutmayı kolayca başaran bağların, sen adımlarını başkasına göre yönlendirdiğinde, işi bırakır. Belki çocukken gördüğün baskıya[2], belki kendi içindeki kararsızlıklara, egonun izin vermediği uyumlara ya da inatla üstte durmaya çalışmana senin yerine isyan eder, basitçe kopar gider. Sen merdiven çıkarken ters bastım sanırsın, MR sonucu menisküs teşhisi alırsın. Doğru, adımın terstir ama kim bilir kaç zamandır aklına ters giden kaçıncı adımın merdivene denk gelmiştir…


Şimdi dur biraz. Dizlerini duy biraz. Hayatının yönünü, inatlaştığın özünü, ebeveynine olan hislerini, aile içindeki dengeni, alamadığın riskleri, gidemediğin yerleri ve hepsinin seni getirdiği hali sana anlatmalarına izin ver…Aklından kalbine inen merdivenin, dizlerine bağlanması için ona yol ver. Dua ederken, sevgini gösterirken, çocuğuna sarılırken, yogada merkezlenirken dizlerinin üzerine çöküp gösterdiğin “egosuz, tevazulu, dengeli” halinin[3] seni sarmasını izle. Hayatının yumuşamasını, dengenin sağlamlaşmasını, yönünün aslını bulmasını bekle. Korkma karşına çıkacaklardan, senin sert geçişleri yumuşatacak yapılarla donatılmıştır dizlerin var!

Ama hatırla; güçlü olduğu kadar hassastır da o dizler. Öfkesini, asıl kaynağı yerine kendisinden ya da başkasından çıkaran kişilerde daha hızlı tükenirler: çünkü bu gibi durumlarda her yöne doğru sürekli çalınan savaş sirenleri, enflamasyon olup dizleri adeta içten içe eritirler.

Bu nasıl mı olur?

Dizinde mekanik bir hasar meydana geldiğinde, her fırsatta içine yönelen öfken bu kez hasar gören dizine yönelir. Hasar akyuvarlarına ve onların antikorlarıyla yarattığı parçalayıcı enflamasyon (iltihap, inflamasyon) ortamına adeta altın yaldızlı bir davetiye çıkarır. Enflamasyon, fiziksel bir hasar karşısında vücudun bağışıklık sisteminin tepkisidir, önemli olan bunun kronikleşmemesidir. Geç iyileşen her dokunun baş düşmanı olan enflamasyon döngüsü; bölgedeki “kötüleri” yok etmek adı altında sadece işine yarayan dokuların iyileşmesini, yenilenmesini önlemekle kalmaz zamanla sağlam dokuyu da parçalar ve “kıkırdak erimesi” gibi şikayetler başlar. Stres karşısında anksiyete (kaygı bozukluğu) ile bir anda karar değiştirme refleksi geliştiriyorsan, aynı şeyi bedensel olarak hızla yön değiştirme şeklinde yapman, dizine binen beklenmedik burulma stresi sonucunda menisküslerinin zarar görmesiyle sonuçlanabilir.[4]-[5]-[6]-[7]

Yani eğer anksiyeten varsa, bunun zaman zaman eklem ağrısı hissetmende birçok yönden payı olabilir. Strese bağlı enflamasyon, en yaygın karşılaşılan sorunlardan biridir. Çünkü enflemasyonu yaratan sitokin molekülleri bağışıklık sistemi tarafından pek çok sebeple salgılanabilir ve stres de bunlardan biridir. Kaygı bozukluğun olduğunda, uzun süreli stres halinde olursun ve bunun sonucunda vücudun sürekli olarak bu sitokin moleküllerini üretir. Bu moleküllerin neden olduğu iltihap, eklemlerinin şişmesine ve sonuçta hareketlerinde daha fazla ağrıya neden olur. Menisküs dokusunda da buna bağlı tahribat oluştukça bu doku hasarına tepki olarak daha çok enflamasyon tepkisi verilir ve bu da mutlaka sağlıklı şekilde durdurulması gereken bir döngüdür.[8]

Tüm bunlardan sonra, şimdi, tam şu anda ne yapabilirsin? Yürüyebildiğine de odaklanabilirsin, her adımda kendini taşımanın zorluğuna da; her zamanki gibi tercih senin. Giderek tükendiğine, zorlukların seni hep yıprattığına dair düşünceleri hayatının gerçeği yapabilirsin, ancak her saat vücudunda gerçekleşmekte olan bitmek bilmeyen bir yenilenme ve kendiliğinden tamir olma gücünü de yok sayarsan, karamsar bir hayalperest olmuş olursun.[9]

Merkezinde olmak, kendinin ve kendin olmayanın farkında olmak, gerçek olanla zahiri olanın ayırdına varmak ve bunu hep hatırlayacak kadar kendinde olmak; dizlerinin sana hep hatırlatmak istediği şeyler. Bir şey taşırken, fiziksel yük veya sorumluluk olsun, kendine karşı adil olman, atabileceğin adımı atman, adımına dikkat etmen ve kolaylığı kendine layık görmeni hatırlatan şey dizlerini her yandan sarıp sarmalayan koruyucu bağlarındır. Ve kendine nazik olmayı hatırlatan da eklem yastıklarındır.[10]-[11]

Korumak, onarmaktan daha kolaydır. Dizinde bir hasar meydana geldiğinde sinir sisteminin orayla olan etkileşimi ve zihninin oynadığı rolün dizinin iyileşme hızına olan etkisini bilseydin, her gün uzun uzun dizlerini düşünürdün![12] Dizlerin seni taşımaz sana eşlik eder. Sen hayatı taşımazsın, yaşama eşlik edersin. Dizler seni yerden gökyüzüne güvenle kaldırır, sen hafiflediğine tanık olursun.

Eğer dizinle ilgili bir ağrı veya anormali varsa, daha da ilerlemeden doktoruna başvurmalısın. Menisküs yırtılmaları farklı bölge ve biçimlerde gerçekleşebildiği için, menisküs yırtılmasına doğru müdahale için doktor muayenesi önemlidir. Eğer kendine ve dizlerine yüklenmenin önünü kesemiyorsan; çocukluğundan beri bastığın toprakla iyi geçinemiyorsan; hayatını kolaylaştırmaya doğru net bir adım atmak üzere, aşağıdaki tuşa tıklayarak bizimle iletişime geçebilirsin.







[1] https://www.emotionsandbody.com/search/label/KNEE%20PAIN [2] https://www.emotionsandbody.com/search/label/KNEE%20PAIN [3] https://www.flowsandforms.com/knee/ [4] https://www.nhs.uk/conditions/knee-pain/ [5] https://www.tims.nhs.uk/self-care/knee/ [6] https://www.mayoclinic.org/diseases-conditions/torn-meniscus/symptoms-causes/syc-20354818 [7] https://www.webmd.com/pain-management/knee-pain/knee-pain-overview#2 [8] https://www.arthrosurface.com/fitnesshealth/10-things-joints-hurt/#:~:text=When%20you%20have%20anxiety%20you,more%20pain%20in%20your%20movements [9] https://www.howardluksmd.com/orthopedic-social-media/can-a-meniscus-tear-heal/ [10] https://www.healthline.com/health/chronic-knee-pain?c=309124323812#prevention [11] https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21764438/ [12] https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24405725/

344 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör