Bir Dalgınlık Hikayesi

Öncelikle, bu yazı dalgınlıktan buzdolabına bilgisayar koymaya çalışmış bir insan tarafından yazılıyor. Bunu bilerek başlamak, belki sana kendini iyi hissettirir :)

İkinci olarak, dalgın olmak, kesinlikle sana özgü bir olay değildir. En keskin zekâlar bile dalıp gidebilir –ya da gitmeleri iyi olabilir. Dalgınsan; dikkatin düşük, aklın dağınık ya da zekân güdük demek değildir. Bu sadece, düşünebilen bir varlık olduğunu gösterir. Bu açıdan da aynı noktada buluştuysak, daha derinlere inebiliriz.


Çok boyutlu bir mekanizma olan zihnin, gün içinde duygularını ve düşüncelerini eşzamanlı olarak süzüp, seni koşullara en hazır hale getirmek için tasarlanmış muazzam bir araçtır. Onu sadece belli amaçlar için tekdüze kullanmak, bu amaçlarla özdeşleşmesine sebep olabileceği gibi, son derece gelişmiş bir teknolojiyi israf etmek gibi de değerlendirilebilir.

Nöropsikolog Daniel Siegl, insan zihnini, farklı dikkat alanları için birçok bölmesi bulunan bir çarkıfelek çemberine benzetir.[1] Çemberi döndürerek farklı alanlara odaklanmak, tamamen kişinin elindedir. Ve aslında bunu yapabilmek, büyük bir beceridir! Biz bunu kendimiz yapabilirsek, adı farkındalık olur; zihin kendi kendine yaptığında ise, dalgınlık…[2]


Şimdi kendini çok stresli bir işin hazırlık aşamasında hayal et. Yetişmesi gerekenlerin büyük kısmına daha başlamaya bile fırsat bulamamış ya da ufak ufak başlayıp hiç birini tam olarak tamamlayamamış olduğun, stresin o doruk noktasından bahsediyorum: Bir sunumun teslim tarihinden, sınavın hemen öncesinden ya da çocuklar bağrış çağırış birbirine girmişken, 10 dakika içinde yemeği hazır etmeye çalıştığın ve son sürat soğan doğradığın o anlardan birinden…


Bir saniyenin bile değerli olduğu ve insanın kendini oradan başka neresi olursa ışınlamak isteyebileceği o anlarda, bazen gerçekten ışınlanırsın! Hooop, birdenbire kendini 5 dakika geçmiş halde bulursun! Ne olmuştur o 5 dakikada? Sen tam olarak nasıl geçirmişsindir o çok kıymetli saniyeleri? Gözlerin sunum slide’larını kontrol etmeye devam etmiş, parmakların kitabın sayfasını 3 kere çevirmiş ya da ellerin soğanları çoktan kavurmuş olabilir… Ama ya zihnin, duygularını ve tüm benliğini alıp nereye gitmiş de seni böyle kesilmiş film karesi gibi orta yerden başlatmıştır? Bir anda içindeki stresin yerine geçen o garip mutluluk ya da hüzün veya başka bir stres, neyin kalıntısıdır?


Günlük hayatta dalıp gitmek olarak adlandırılan “zihin gezintisi”; özellikle dikkat gerektiren bir görevle meşgulken, düşüncelerimizin uzun süre tek bir konuda kalamama halidir.[3] Otopilota geçmek, andan kopmak, etrafla ilgisini kesmek gibi negatif şekilde algılansa da, aslında dalıp gitmek bazen zihnin kendini koruma, rahatlatma, dinlendirme ve hatta toparlama manevrasıdır. Doğru şekilde kullanıldığında, dikkati arttıran, öğrenmeyi hızlandıran bir araçtır.[4] Yaradılışımızın, henüz tam keşfedemediğimiz ve tam da bu yüzden küçümsediğimiz ve hatta kaçındığımız özelliklerinden biridir.


Uzun yıllar üretkenliği baltalayan bir sorun olarak görülmesine rağmen, bilim nihayet dalgınlık konusuna daha dikkatli bakmayı denemiş ve fikrini büyük ölçüde değiştirmiştir. Psikologlara göre dalgınlık, insanı mutsuz eden psikolojik bir sorundan çok daha öte bir işleve sahiptir.[5] Çünkü dalgınlığın, bambaşka sebeplerle ve çok farklı şekillerde ortaya çıkan birçok çeşidi vardır. Bunlardan bazıları dikkati azaltan değil, toplayan bir kısa yoldur!


Dalgınlıkla geçirdiğin anlarda, beynin stres seviyesini azaltarak seni daha efektif odaklamaya çalışıyor olabilir.[6] Odaklanacağın konu yerine dikkatini ara sıra arka plandaki tekdüze gürültüye kaydırarak, odaklanma yükünü dengelemeye çalışıyor olabilir.[7] Aşırı stresin hücrelerindeki hormonal (noradrenalin) etkisini azaltmak için seni olaydan biraz uzaklaşıp hayal kurmaya davet ediyor olabilir.[8]-[9] Çünkü hayal kurmak çok sağlıklı ve bir o kadar etkili bir sakinleştiricidir.[10]

Burada sana düşen, zihninin bu acil çıkışları kullanmasına gerek kalmadan ona yardım etmek, doğru çalışabilmesi için onunla işbirliği yapmaktır. Peki bu nasıl olur?


Öncelikle zihnin için en harika kumsallardan, en eksantrik seyahatlerden, en sürükleyici kitaplardan bile daha etkili ve vaz geçilemez bir tatil olan uykuyu ona sağlayarak başlayabilirsin. Ardından küçük adımlarla devam edersin: Kendini dalıp gitmiş bulduğunda bunun sakinleşmen ve sonra yeniden odaklanman için bir çağrı olduğunu kendine hatırlatabilirsin. Böyle anların zihninin ihtiyaç duyduğu, efektif molalar olduğunu fark edip, kendine kızmayı bırakabilirsin. Dalgınlık günlük hayatını etkileyecek düzeydeyse, bu molaları fark etmeyi deneyebilir, kendini dalıp gitmiş bulduğunda düşünce ve hislerini takip ederek farkındalık seviyeni arttırabilirsin. Bu, senin nelerden kaçıp nelere tutunmaya çalıştığınla ilgili de kendini anlamana yardımcı olacaktır.


Dilersen bir adım daha ileri gidip, gün içinde iç geriliminin artmaya başladığı anlarda kendi “dalıp gitme” molanı kendin yönlendirerek, kontrollü şekilde kendine hayal kurma zamanları yaratabilirsin.


Düşüncelerinin çeşitlenmesine farkındalıkla izin verdiğin ve o düşüncelerle gelen duyguların ağırlığına kapılıp gitmediğin zihin gezintilerinin, senin algını kuvvetlendirmekle kalmayıp, yaratıcılığını, okuduğunu anlama kapasiteni ve problem çözme yetini arttırdığı bilimsel olarak ortaya konmuş gerçeklerdir.[11]

Elbette bu; her dalgınlık anına sıkı sıkı sarıl, aklın beş karış havada dolaş, gün gelip bilgisayarını buzdolabına koysan da canını sıkma demek değildir :) Aksine seni bu ani dalıp gitmelerden, farkındalıklı zihin molalarına geçmeye davet eden; gerçek anlamda rahatlatan en ulaşılabilir tatilin bu olduğunu anlatmaya çalışan nazik hatırlatıcıdır.


Dalgın zihnini dinlendirmek ve hatta daha ileriki basamaklara geçmek için desteğe ihtiyacın olursa, bize her zaman ulaşabilirsin.

.

.

.

Çok önemli not: Günlük hayatını etkileyen, seni hayatın genel akışından koparan ve süreklilik teşkil eden dalgınlık hali; bu yazının ötesinde olan ve uzman bir psikolog ile görüşmen gereken bir durumdur. Lütfen böyle bir durumda psikolojik destek almaktan çekinme. Yardım almak, doğal bir hak; yardım istemek ise en az etmek kadar büyük bir erdemdir.






[1] Siegel, Daniel J., Tina Payne Bryson, Bütün Beyinli Çocuk, İstanbul: Diyojen, 2019, s: 134 [2] https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5866730/ [3] McVay, Jennifer C.; Kane, Michael J. (January 2009). "Conducting the train of thought: Working memory capacity, goal neglect, and mind wandering in an executive-control task". Journal of Experimental Psychology: Learning, Memory, and Cognition. 35 (1): 196–204. doi:10.1037/a0014104. PMC 2750806. PMID 19210090. [4] https://www.newscientist.com/article/2131286-7-ways-to-tame-your-wandering-mind-and-achieve-better-focus/ [5] https://www.newscientist.com/article/mg23431260-200-how-to-daydream-your-way-to-better-learning-and-concentration/ [6] https://www.newscientist.com/article/2131286-7-ways-to-tame-your-wandering-mind-and-achieve-better-focus/ [7] https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/19327760/ [8] https://www.newscientist.com/article/2131286-7-ways-to-tame-your-wandering-mind-and-achieve-better-focus/ [9] https://www.mind.org.uk/information-support/tips-for-everyday-living/relaxation/relaxation-tips/ [10] https://www.health.harvard.edu/mind-and-mood/six-relaxation-techniques-to-reduce-stress [11] https://greatergood.berkeley.edu/article/item/how_mind_wandering_may_be_good_for_you

224 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör