top of page

Seninkinin Adı Ne?

Bu sabah da uyandın. Aynı evde, aynı düşüncelerle, aynı yataktan kalktın. Dışarısı aynı, içerisi de öyle ama hep tutunmaya çalıştığın gerçekler diyor ki sana, yeni bir yıl başladı! Rakamlarla yaşamaya alışıksın ve rakamlar değişti. Yaşın, yılın, bazı ödeyeceğin faturaların ve tüm toplantı başlıkların artık bu yeni rakamlara tabi. Beynin bu “yeniliği” çoktan kabullendi. Ee sen de akıllı, mantıklı bir insan olduğuna göre, “yeni yıl”ın yeniliğini sorgulayacak değilsin tabii.


Her an mantığın, matematiğin peşinde koşan; hayatını bütçelerle, kurlarla, artan ve eksilen sayılarla yorumlayan, yaşayan, ve hatta belki öyle kazanan birisin, sen. Bu noktaya gelmek için de sayılarla ölçtün biçtin gençliğini, emeklerini, uğrunda ödediğin bedellerden bağımsız olarak geçtiğin her bir sınıfı, terfî'i, kademeyi… 20 yıllık iş hayatın var mesela, 10 yıllık uzmanlığın, 2 diploman, 25 makalen, “sayısız” başarın…


Ama işte sayılarla geçen hayatında, tam da bugün, değişen sayılar bir şey ifade etmiyor sana. Tüm dünya ilan etmiş değişikliği, tarihin artık farklı rakamlarla ifade edileceğini ve işte bu yüzden, sırf bu yüzden; yıllardır her rakamı bir diğerine doğrulatarak yaşamış olan sen, bu kez irdelemeden sadece kabul ediyorsun rakamlardaki değişimi.

Peki oldu mu şimdi? Hani o sebep sonuç arayan aklın, tutarlı mantığın, irdeleme alışkanlığın? Kızmıyorum sana, yanlış anlama! Saçma da bulmuyorum hayatı sol beyinle yaşamanı, ben de öyleyim sonuç olarak; senin gibi sıradan biriyim ve kesinlikle ermedim. Hal böyleyken seni sorgulamak ne haddim, ne de isteğim. Ben sadece, buraya yapmaya geldiğimiz şeyi gerçekleştirmeye çalışıyorum; senin aynan olmayı deniyor ve okuduğun her kelimeyi aslında kendi aynama soruyorum.

Evet arkadaşım, her kararı sol tarafla vermeye uğraşsak da, aslında hayat denilen bütünü, sağ beynimizle yaşıyoruz. Elimizde olsa soranlara yaşımızı değil, neleri hala komik bulduğumuzu söylemek isteriz mesela. Kaç senelik tecrübemiz olduğunu değil de, buraya gelene kadar ne korkular yaşadığımızı, kaçını kahramanca yenip, kaçını hala taşıdığımızı anlatmak daha anlamlı gelir bize. Uzmanlığımızı bir çırpıda “şu kadar sene” diye özetlemektense; uğrunda feda ettiğimiz aşkları, kaçırdığımız tatilleri, her adımdaki azmimizin aslında içimizde taa nerelerden köklendiğini anmak isteriz, içten içe kendimize duyduğumuz derin şefkat ve saygı ile.


O yüzden, bu satırları okuyan sen, bugün de bırakma her zamanki alışkanlığını. Al kalem eline, geç ekranın karşısına, bir zahmet otur, geçirdiğin 365 güne bir isim bul. 2021 deyip geçme giden günlerine, mesela en saçma günü hatırlamaya çalış, en şok edici anı, en çok ağladığın (ya da ağlayamadığın) hatıranı, sonrasında attığın en esaslı kahkahayı, o sırada kimleri yanında bulduğunu, kimleri özlemiş olduğunu, onca şeyden sonra artık nasıl bir noktada durduğunu şöyle bir geçir aklından ve tabii gene hiç düşünmeden filtrelemeden, hemen silecek ya da yırtıp atacakmışçasına yaz aklından geçenleri önündeki ekrana/kağıda. Çünkü gerçekten yırtacaksın sonunda.


Sonra sadece ama sadece bir kez oku yazdıklarını. Ve yumup gözlerini, bu karman çorman yazıya bir başlık bul aklında. O an ne gelirse, sorgulama, yargılama; çünkü sen de ermiş değilsin sonuçta.


Tam burası, “ya yaparım bir ara” deyip okumaya devam edeceğin yer, biliyorum. Ama öyle yapmaman ve sırf kendini alıkoymaman için sana kendi başlığımı yazıyorum: Uçurtma!


Çünkü onca hazırlığıma rağmen, bu sene rüzgar hiç ummadığım yerden esti ve ne yaparsam yapayım beni katiyen gitmek istediğim yöne değil, bambaşka göklere yükseltti. Daha neler etti, kaç kez tepetaklak edip, ne hesaplarımı hiç etti ve hiç ummadığım neler bahşetti… Kuyruğum nasıl yandı, iplerim nerelerden koptu… Ama söylemem. Çünkü yırtıp attım kendi kağıdımı ellerimle. Ve şimdi, şimdi sıra sende: Seninkinin adı ne?



Kapak Fotoğrafı: https://unsplash.com/@zemm



167 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Ben Değeri

bottom of page