top of page

Zihnin Erteleme Hali

Masanın başında oturuyorsun. Ama sanki karanlık bir mağaranın önündeymiş gibi hissediyorsun. Zihnin anında kaçmaya hazır. Aklın çoktaaan başka yerlerde. Sadece zavallı bedenin, her zamanki gibi, olması gereken yerde kasılmış kalmış durumda -çünkü o görünmez olmadığı için, diğerleri gibi zor yerde kaçıp gitme numarasını yapamıyor.


Masanın başındasın. İçin öyyyle sıkılıyor! İsteksizlik, korku, panik var, ardı sıra büyük bir bıkkınlık, yorgunluk var… Sanki bir daire olmuş etrafında dönüyor kaçmanı söyleyen tüm o duygular. Ama bedenin orada. Ve yapılması gereken her ne ise, tam karşında… Ne yapacağını, nasıl yapacağını hiç bilmiyorsun, hatta beceremeyeceğine o kadar inanıyorsun ki başarısızlığının doğuracağı sonuçlardan daha şimdiden korkuyorsun.


Masanın başında bir of çekiyorsun, ama karşıki dağlar hiç de yerinden oynamıyor. Bu kaçıncı of’un zihnin artık saymıyor. Ne yapsan, nasıl kaçsan, kaçmayıp da neresinden başlasan, kendine bunu yapman gerektiğini nasıl anlatsan??? Aklın öylece duruyor. Nefesin daralıyor.

Birden bir de bakıyorsun elinde telefon! Aa ne ara almışsın onu eline? Üstelik Instagram’ı, belki WhatsApp’ı ya da en sevdiğin oyunu / alışveriş sayfasını açmışsın bile. Baş parmağın sanki kendi kendine hareket ediyor. Ekrandaki her şeyi ezbere yapıyor, sen daha fark edemeden seni içinde bulunduğun durumdan en hızlı kaçıracak yöntemi bulup karşına koyuveriyor.


Bir an sakinleşip rahatlar gibi oluyorsun ki o da ne?! Ansızın kendini 30 dk sonrada buluyorsun! Zaten az olan vaktinden yarım saat geçip gitmiş, sen ne ara 5 dk oldu onu bile anlamıyorsun. Korkun, paniğin üçe katlıyor, bıkkınlığınsa beşe… Sonra hepsini bastıran o en bildik, en yakıcı, en yapışkan his kaplıyor içini: öfkeleniyorsun! Belki kendine, belki karşındaki işe, belki seni bu noktaya getiren hayat dinamiklerine, kişilere… Kime öfkelendiğin senin objektifliğini hangi yöne doğru kaybettiğine göre değişir ama biliyorum ki sen de hepimiz gibi bu döngün en sonunda çok ama çok öfkeleniyorsun. Belki bunu biliyor, içinde cayır cayır hissediyor, belki de farkına bile varmadan hem dış dünyaya hem de kendine karşı maskeliyorsun, yani onu da erteliyorsun.


Şimdi zamanı tam bu noktada durduralım ve hadi gel o "masanın başında oturup duran sen" için bilim neler diyor bir bakalım.

Öncelikle bilmeni isterim, o masanın başında anlamsızca oturan halin için bugüne dek onlarca araştırma yapılmış ve yüzlerce sayfa makale ve kitap yazılmış. Bunlardan bir tanesini, Chicago – DePaul Üniversitesi Psikoloji Profesörlerinden Joseph Ferrari yazmış ve kitabında “erteleme huyunun” (daha bilimsel adıyla “kronik erteleme davranışının”) dünya üzerindeki yetişkin insanların 20%’sinde görüldüğünü belirtmiş.[1] Farklı araştırmalara göre, bu oran “yapmaları gereken işi belirli bir zamanda bitirmek zorunda olan” kişiler arasında 80-95%’lere kadar yükselebiliyor![2] Ki bu grupta aktif iş hayatında yer alıp proje bazlı çalışan insanlar, yaratıcılık ile ilgili iş yapanlar, ödev – sınav döngüsünde değerlendirilen üniversite öğrencileri ve günlük olarak sürekli aynı görevleri tamamlamak zorunda olan ev kadınları gibi çok farklı gruplardan çok geniş yelpazede kişileri eklemek mümkün. (Başka kim kaldı ki?)


Araştırmalara göre kronik ertelemenin tanımı, belli bir işi uzun süre ertelemekten öte, “uzun bir süre boyunca tüm işleri (uzun veya kısa süreli) ertelemek” olarak yer alıyor.[3] Yani çoğu işe, özellikle de belli bir sürede bitirmen gereken işlere, genel olarak bir türlü başlayamıyorsan, sen de kronik erteleme huyuna sahip olabilirsin. Ya da eğer sadece belirli bir konuya karşı, hayatının hangi aşamasında ne şekilde karşına çıkarsa çıksın her seferinde belli bir öteleme eğiliminde oluyor isen, bu kez de “akut erteleme davranışından” mustarip sayılıyorsun.[4]

Buna ek olarak, psikoloji bilimine göre, eğer bir şeye karar alamadığın için başlayamıyorsan “pasif erteleyici”; ertelemekten motive olduğun için işlere başlamayı bilinçli olarak geciktiriyor isen de “aktif erteleyici” grupta yer alıyorsun.[5] Ertelemekten motive olmak da nasıl oluyor demeyesin, beyin çabuk sonuçlarla öğrenen bir yapıdır ve erteleme davranışının anında stres seviyeni azalttığını görünce bunu bir ödül olarak algılar. Kısaca, beynin bu olumlu pekiştirmeyi anında benimseyerek “ertelemeyi öğrenir”.[6] Ertelemenin keyif vermesi bundandır. Üstelik kısır bir döngü ile ne zaman stresli hissetsen, beynin hemen erteleyerek stresten kurtulmayı dener ve böylece kendi davranışını kendi pekiştirir.[7] İşte ertelemek, bu kadar otomatize ve kolay bir şekilde alışkanlığa dönüşür.


Bu alışkanlık ise; öz saygıdan, sosyal konuma, aile ilişkilerinden iş yerindeki başarıya kadar bir çok konuda soruna yol açar ve anksiyeteden, depresyona ve de bunlardan tetiklenen fiziksel sorunlara kadar bir çok rahatsızlığı davet eder.[8]


Peki bu kadar kolayca oluyor ve günümüz şartlarından besleniyor ise, bu erteleme huyunun nasıl üstesinden gelinir?

Öncelikle her türlü rahatsızlıkta olduğu gibi, ertelemenin de ardındaki kişisel faktörler, teşhisi ve tedaviyi etkileyen en önemli faktörlerdir. Neyi, hangi sebeple ertelediğin, senin o sebebe neden bu kadar meyilli olduğunla doğrudan ilişkilidir. Her erteleme aynı sebeple olmadığı gibi, hangi grupta yer alırsa alsın her erteleyen de bunun üstesinden aynı şekilde gelemeyebilir. Buradaki ana ayrıcı etken, işte bu kişisel faktörlerdir. Şimdi bunu aklımızda tutarak ertelemenin sebeplerine biraz daha yakından bakalım -ki hangimiz hangi gruptayız bulalım:


Psikoloji bu alanda öyle derinlere inmiştir ki, erteleme davranışını; akut X kronik ve aktif X pasif ertelemenin dışında, erteleme sebebine göre de bir çok gruba bölebilmiştir.


Buna göre;

· Mükemmeliyetçiler: Bir görevi mükemmel bir şekilde tamamlayamama korkusuyla görevleri erteler.

· Hayalperestler: Ayrıntılara dikkat etmekte iyi olmadıkları için görevleri erteler.

· Asiler: Kendilerine bir zaman çizelgesi ya da görevin dikte edilmesine tepki olarak erteler,

· Kaygılılar: Değişme korkusuyla veya "bilinen"in rahatlığını yani konfor alanını terk etmemek için işleri erteler.

· Kriz-severler: Baskı altında çalışmayı sevdikleri için işleri erteler

· Aşırı sorumluluk alanlar: Çok fazla görev üstlenip, bu görevleri başlatmak ve tamamlamak için zaman bulmakta zorlandıkları için erteler.[9]

Tek ortak noktaları; tüm erteleyicilerin, psikologların "sosyal değer" dediği şeye, yani başkalarının bizi ne kadar sevdiğine çok fazla önem veriyor olmalarıdır. Buna karşılık erteleyici olmayanlar, yapılması gereken göreve odaklanırlar.


Amerikan Psikoloji Derneği ve Prof. Dr. Ferrari’ye göre, erteleMEyen kişiler daha güçlü bir kişisel kimliğe sahiptir ve erteleyicilerin aksine “sosyal değer”den çok; “öz değer”e (yani kişinin kendi hakkında hissettiklerine, öz saygıya) daha çok önem verirler.


Öz değer ise kesinlikle geliştirilebilir bir olgudur. Bir başka nöro-psikyatr olan Prof. Dr. Dan Siegel’e göre; "kaç yaşında olursa olsun kişinin, bakış açısını, önem sıralamasını ve önceliklerini günlük hayatında ufak ufak değiştirerek beyindeki nöronların bu konudaki işleyişini değiştirmesi mümkündür".[10] Buradaki kilit nokta, erteleme huyundan kurtulmayı ertelememektir.


Eğer sen de zihninin erteleme huyunu, ona karşı harekete geçmeyi geciktirmeyerek kırmak istersen, sinir sistemin üzerinden nazikçe çalışan Heal&More® sisteminden faydalanabilirsin. Bu konuda Öz Değer ve Ötesi seanslarımızı aşağıdaki bağlantılardan inceleyebilir, bu çalışmayı daha önce online olarak almış olan kişilerin yorumlarına buradan ulaşabilirsin.


Önce bir tanışalım diyorsan, ücretsiz online ön görüşme için hemen randevu al! Çünkü şimdi ertelemezsen, gerçekten de erteleme davranışını kırabilirsin!




Kaynaklar: [1] American Psychological Association. The Psychology of Procrastination: Why People Put Off Important Tasks Until the Last Minute . 2010. [2] https://www.verywellmind.com/the-psychology-of-procrastination-2795944#citation-5 [3] https://solvingprocrastination.com/chronic-procrastination/ [4] https://solvingprocrastination.com/chronic-procrastination/ [5] https://www.verywellmind.com/the-psychology-of-procrastination-2795944#citation-5 [6] https://www.deprocrastination.co/blog/chronic-procrastination-what-it-is-and-how-to-stop-it [7] https://www.deprocrastination.co/blog/chronic-procrastination-what-it-is-and-how-to-stop-it [8] https://solvingprocrastination.com/chronic-procrastination/ , https://www.verywellmind.com/the-psychology-of-procrastination-2795944#citation-5 [9] https://www.verywellmind.com/the-psychology-of-procrastination-2795944#citation-5 [10] https://drdansiegel.com/book/the-whole-brain-child/

213 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Ben Değeri

Comments


bottom of page